SALT & Rob389 İşbirliği Üzerine


Vasıf Kortun resmi görüş isimli sitesinde SALT ile Rob389 arasındaki işbirliği üzerine bir yazı paylaştı. Bu yazıda Rob389 Kitabevi’nin taşınması konusunda kendi yazdığım yazı ile zıtlaştığı bir noktadan bahsediyor. Şöyle demiştim yazıda: Her ne kadar Robinson Crusoe’nun hayatına devam edecek olması iyi bir şey olsa da, Serkildoryan Binası’nın alt katında yer alan İnci Pastanesi’nin AVM inşaatı sebebiyle tahliye sonrası Mis Sokak’ta tekrar açılması, veya yıkılan Emek … Okumaya devam et SALT & Rob389 İşbirliği Üzerine

1 Mayıs’a 1 Kala Taksim Yazıları


Taksim kentin sadece birkaç dönüm beton yığını değildir. Taksim Meydanı’nın ne olduğunu, neye ve niye dönüştüğünü merak edenler için bir Mutlu Kent derlemesi: Taksim’in Kuşatma Mimarisi – Nisan 2014 Aslında, özgür olması gereken, toplumsal iradenin ürettiği kent meydanlarını yasaklamak, veya Yenikapı Meydanı gibi devasa iktidar meydanları yaratmak, iktidarlar için bir paradoks. Meydanları ne kadar kapatmaya çalışsanız da, Taksim Meydanı’nda toplanmaya çalışanları şiddetle bastırsanız da, bu … Okumaya devam et 1 Mayıs’a 1 Kala Taksim Yazıları

‘Mesele sadece Gezi Parkı değil!’ (Mutlukent derleme)


Memet Ali Alabora’nın, ağaç/doğa savunusu ile tetiklenen ama (polis şiddetine karşı gelme, ifade de dahil bütün özgürlüklere sahip çıkmak gibi) ilintili alanlara genişleyen direnişin aldığı çoklu boyuta istinaden söylediği ‘mesele sadece Gezi Parkı değil‘ sözüyle nasıl da hedef haline getirildiğine tanık olduk. Mevzunun sadece Park olmadığını aslında herkes biliyor, hele Park’ın kendisi bile sadece Park değilken… Bir mekana yapılan müdahalenin (parkı yıkmak), o müdahaleye imkan sağlayan koşulların (parkın … Okumaya devam et ‘Mesele sadece Gezi Parkı değil!’ (Mutlukent derleme)

kentin merkezini siyasete kapamak!


Başbakan, ‘E ben de geçmişte Taksim’de miting yaptım. Ama belki yarın Taksim de miting alanı olmayacak. Yasak olmasına rağmen ben burada miting yaparım diyemezsin. Sana neresi gösterilirse orada miting yapmak zorundasın. Burası hukuk devleti.‘ demiş. Başbakanın ‘hukuk devleti’ dediği aslında kanun devleti. Kanuni olmak ile hukuki olmak farklı şeyler. Sonuçta diktatörlükler de kanunlarla yönetiliyor. Kanun devletinde şehir merkezini yoksullara/toplumsal hareketlere kapayabilirsiniz. Örneği çok, Bakü, Beyrut, … Okumaya devam et kentin merkezini siyasete kapamak!

mutlukent 2012: bir senenin görsel hafızası


Ne seneydi ama… Artık olağanüstü hal planlama rejimi ile turbo hızında dönüşen kentlerin gündemini takip edebilmek, artan iletişim olanaklarına rağmen, gittikçe zorlaşıyor. İktidarın mekansal politikaları ile kolaylaştırılan rant üretimi ve bölüşümü, projelerin sayılarını ve boyutlarını artırırken, kültürel hegemonya da mekana yapılan sembolik müdahaleler ile üretilmeye çalışılıyor. Neoliberal konsolidasyon kamusallıklara açıkca saldırıyor. Kentsel dönüşüm uygulayıcıları utangaç ve meşruiyet zemini arayan söylemlerini, otoriterleşen yönetim anlayışı ve siyaset … Okumaya devam et mutlukent 2012: bir senenin görsel hafızası

beyoğlu’nda gezersin çukura takılıp düşersin


İstiklal Caddesi’nde yürümek öyle herkesin altından kolaycana kalkacağı bir aktivite değil. Hadi Cadde’yi omuz omuza arşınlayan günlük 2 milyon ziyaretçi arasından sıyrılmayı başardınız, bir aşağı bir yukarı volta atan son model zabıta arabalarının altında da kalmadınız, peki son derece sofistike bir bubi tuzağı gibi kilometrelerce uzayan parke taşlarını ne yapacaksınız?  Kırık dökük döşemeler, derin çukurlar, içinden çamur fışkıran oynak granit taşlar ile sizi tercih şansı … Okumaya devam et beyoğlu’nda gezersin çukura takılıp düşersin

hazzo pulo pasajı: 1965 – 2012 – 2023?


Kentin bellek mekanlarından Hazzo Pulo (Haco Pulo) Pasajı 140 yıldır hayatta. İstanbul’dayken en yakın dostlarımla en sık uğradığım yerlerden biri. 1965 yılında çekilmiş Charles Cushman’ın Pasaj fotoğrafını görünce heyecanlandım. Pasajın dünü ve bugünü aşağıdaki fotoğrafta, muhtemel yarını ise geçen ay Mesele Dergisi’nin yaptığı röportajda… Geçtiğimiz ay Hasan Bülent Kahraman Sabah gazetesinde bir yazı  yazdı ve Beyoğlu’nun 25 Kuruş’a bira içenlere bırakılamayacağını söyledi. Belediye yönetiminin içki tüketimini azaltan … Okumaya devam et hazzo pulo pasajı: 1965 – 2012 – 2023?

beyoğlu’nda sokakların ‘ölümü’


Talimhane Şanzelize, Nevizade Talimhane, Tarlabaşı Cihangir, İstiklal Nişantaşı, Tophane Galata oluyor… Malum, son zamanlarda İstanbul’un dönüşümünün nabzı Beyoğlu’nda atıyor: Taksim Meydanı ‘Yayalaştırma’ Projesi, Tarlabaşı Kentsel Dönüşüm Projesi, İstiklal Caddesi boyunca yaşanan emlak yatırımları, el değiştiren tarihi hanlar, açılan yeni AVM ve tüketim mekanları, tek tek kapanan Emek, Alkazar, İstiklal Kitabevi gibi semte özgü işletmeler ve sırasını bekleyen İnci gibi daha nicesi… Beyoğlu Belediyesi’nin ‘masa-sandalye operasyonu’ … Okumaya devam et beyoğlu’nda sokakların ‘ölümü’

beyoğlu’nda soylulaştırma güzellemeleri


Beyoğlu’nu yönetenlerin, yatırımcılarının, burayı konu eden akademisyen/köşe yazarlarının aklı ya fena halde karışık ya da bizimkini karıştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Yatırımcısı, ‘Beyoğlu neden  kültür & sanat merkezi olmasın’ diyor, sonra Cadde’de sinema alıp kapısına kilit vuruyor, tam karşısına açılan alışveriş merkezini de yere göğe sığdıramıyor. Yöneticisi, ‘kamu yararı için kaldırdık masaları sandalyeleri’ diyor ama öğrencinin, emekçinin, Beyoğlu severin sokak yaşantısını, ucuz çayını, kahvesini, nargilesini, … Okumaya devam et beyoğlu’nda soylulaştırma güzellemeleri

soylu beyoğlu prodüksiyon sunar: demirören disko


AhmetMisbah Demiroren binası 1870 te yapılan Devalux apartmanının aynisidir http://t.co/VeosKrlM 12/10/11 11:30 PM Beyoğlu Belediye Başkanı Twitter’da Demirören İstiklal AVM’nin aslında yangın sonucu kül olan Deveaux Binası’nın aynısı olduğunu iddia etti ve yukarıdaki fotoğrafı paylaştı. Nedense ben bu iki binaya baktıkça, iki farklı bina görüyorum. Ne kadar uzun ve detaylı bakarsam bu iki farklı bina daha da bir farklılaşıyor. İnsanların aynı şeylere bakıp farklı şeyler … Okumaya devam et soylu beyoğlu prodüksiyon sunar: demirören disko

satılık beyoğlu


“@AhmetMisbah: BEYOGLU soylu bir yerdir azelinden beri, ayrıca soylulastirmaya ihtiyacı yoktur” Beyoğlu İçin Mücadele İnisiyatifi’nin 12 Aralık 2011 Pazartesi günü saat 11.30’da TMMOB Makine Mühendisleri Odası konferans salonunda yaptığı basın açıklaması: BEYOĞLU SATILIYOR, SOYLULAŞTIRILIYOR, KAMUSALLIĞINI YİTİRİYOR! Beyoğlu, birçoğumuzun hayatının bir parçası, İstanbul’un kalbi demek. Kendimizi yeniden inşa ettiğimiz yerdir Beyoğlu. Beyoğlu İstanbul’da en önemli rastlaşma ve buluşma mekânımızdır. Hem bize benzeyenleri hem beş benzemezi bir … Okumaya devam et satılık beyoğlu

beyoğlu belediyesi yine masa peşinde


Pazartesi gecesi saat 11:00… Dışarda hava buz, acayip bir fırtına var. İstiklal Caddesi’nde arka arkaya dizilmiş Zabıta ve Polis araçları ve onlarca kolluk kuvveti sokak sokak masa sandalye peşinde. Gecenin ganimeti olarak da kamyonetlerden birinin arkasında 3, 5 sandalye ve masa. Belediye Beyoğlu’nu soylulaştırma projesinde masa ve sandalyeleri sembolik bir eşik olarak belirlemiş anlaşılan. Beyoğlu’nun turiste özel otel bölgesi Talimhane ve bir açık hava AVM’si karışımı … Okumaya devam et beyoğlu belediyesi yine masa peşinde

beyoğlu hayaleti’ne zabıta engeli


İlk eyleminde Beyoğlu hayaleti olarak masa / sandalye yasaklarını protesto eden vatandaş, en son eyleminde de emzikli bebek olarak karşımıza çıktı. ‘Masa sandalye referandumuna kadar ağlarım sonra da ağlatırım’ mesajıyla, Galatasaray Lisesi’nin önünden geçen onlarca insanın ilgisini çekmeyi başarmıştı gene. ‘Zarif, nitelikli ve düzenli bir şehir hayatı’ için Mini Cooper’ları ve Ginger araçları ile havalı havalı İstiklal’de volta atan Zabıta, bu bireysel eylemcinin demokratik hakkını … Okumaya devam et beyoğlu hayaleti’ne zabıta engeli

kaldırım kafeleri: masa, sandalye ve biraz da akıllı belediyecilik


Kaldırım kafeleri, masa ve sandalyelerin yerleştirildiği ve yiyecek/içeceğin tüketildiği kaldırım ve yol gibi kamusal alanların belli kısımlarına verilen isim. Bütün dünyada yaygın bir şekilde uygulanan kent mekanlarını geçici olarak kullanma şekli, Türkiye`de kaldırım işgaliyesi olarak biliniyor. İyi tasarlanmış, yeri hassas şekilde seçilmiş kaldırım kafeleri sokak görünümüne değer katabilir, yerel ekonomiyi ve kent yaşantısını canlandırabilir, sokak güvenliğini arttırabilir. Kaldırım ve sokaklar gibi geçiş yolları, öncelikli olarak … Okumaya devam et kaldırım kafeleri: masa, sandalye ve biraz da akıllı belediyecilik

beyoğlu`nda bir sokak kavgası: nam-ı diğer asmalı mescit operasyonu


Kamuoyu gündeminde Asmalı Mescit yasakları olarak yer alan, Beyoğlu Belediyesi`ni, İstiklal Caddesi ve çevresindeki birçok sokak ve caddede yer alan işletmelerle karşı karşıya getiren işgaliye uygulamasının bir anda radikal bir şekilde kısıtlanması konusunu ve bunun gerçekleşme şeklini kamusal alan, kamu yararı ve sosyal belediyecilik açılarından ele almak istiyorum. İşgaliye, belli bir ceza / ödeme karşılığı geçici olarak sokağı kullanmak, İstiklal çevresinde olduğu gibi sokağa sandalye … Okumaya devam et beyoğlu`nda bir sokak kavgası: nam-ı diğer asmalı mescit operasyonu

hadi emek sinemasını geri almaya!


  Eylem: Emek Sineması`nı Geri Almak Tarih: 17 Nisan 2011 Saat: 18:30 Buluşma noktası: Taksim Tramvay Durağı, sonrasında Yeşilçam Sokak`a beraber yürüyüş. İstanbul`un değerlerini, bu kenti farklı kılan mekanlarını, hepimize açık kamusal alanlarını hızla kaybediyoruz. Bir çoğumuz içi yanarak, hayıflanarak ama ne yazık ki sadece seyrederek bu süreci takip ediyoruz. Bir şey yapmalı diyenler için İstanbul Kültür Sanat Varyetesi`nin çağrısı aşağıda. Taksim Tramvay Durağı`nda buluşularak, Emek Sineması`na … Okumaya devam et hadi emek sinemasını geri almaya!

hoşçakal istiklal kitabevi…


İstiklal Kitabevi`nin kepenkleri neden yarıya kadar indirilmiş acaba? Cevap basit, çünkü kapanıyor. Pazartesi bir daha açılmamak üzere bu kepenkler kapanacak ve D & R olarak yeniden doğacak. Demirören AVM depreminin yol açtığı tahribat mı? Mümkün.  AVM`nin içinde açılan Virgin Megastore ile girdiği rekabette kılıcını çeken D & R`in cadde üzerindeki mağaza sayısını arttırmak istemesi, İstiklal Kitabevi`ni hedef alması şaşırtıcı olmasa gerek. Küçük balıklar için artık … Okumaya devam et hoşçakal istiklal kitabevi…

Twitter and the City


Verba volant, scripta manent (söz uçar yazı kalır) demiş Romalı dostlarımız. Twitter, Facebook gibi sosyal medya iletişim mecraları ile artık yazı da uçup gidiyor sanki. Zamanın ruhuna uygun bir şekilde iletişim de son derece kompakt, hızlı ve değişken. Türkiye`de her zaman hızlı değişegelmiş gündem artık sanki daha bir hızlı. Fast-food tüketim gibi, farklı “twitter accountlarından” ve “facebook friendlerinden” gelen linkleri, statü mesajlarını, bilgileri, haberleri habire tüketiyoruz. Yazıya odaklanmaya, biraz durup düşünmeye, yansıtmaya ve üretme / yeniden üretme pratiğine fazla ayıracak sabrımız kalmıyor. Tabi bir yandan da iletişimin demokratikleşmesi, herkesin (yoksulların yoksulları ve teknoloji okur-yazarı olmayanların dışında belki) bilgiye erişimi kolaylaşıyor. Hatta o kadar ki devrimlerde sosyal medyanın rolünden bahseder olduk. Okumaya devam et “Twitter and the City”

Klonlanmış bir anacadde: İstiklal


(fotoya tıkla şaşır!)

Yolu her gün Istiklal Caddesi`nden geçen ortalama 2 milyon insandan biri de benim. Cadde her daim kalabalık, hareketli ve yorucu. Ama her geçen gün yoğunluk artıyor. Bilinmezliklerin ve çeşitliliğin bol olduğu, farklı sosyal ve ekonomik ilişkileri barındırabilen, enformel ile formelin bir birine karıştığı, disipline etmenin çok kolay olmadığı bir yer(di). Cadde`nin bu özellikleri hızla değişiyor ve değişmeye devam edecek gibi görünüyor. Okumaya devam et “Klonlanmış bir anacadde: İstiklal”

EDEP YAHU! Taksim – Hasankeyf Hattında Bir Traji-Komedi


31 Ekim Pazar sabahı, bu ülke gene, daha önce onlarca kere olduğu gibi bombalarla uyandı.  Bomba benim mahallemde, milyonların şehrinin merkezinde,  siyasi mesajın mekan ile en sık buluştuğu yerde, Taksim Meydanı`nda patladı. Birileri gene barışa şiddetle karşı çıktı..

Bu ülkede yaşayan hepimize, ucu bir şekilde dokunan bombalardandı. Merak ettirdi bize sevdiklerimizi, ürküttü acaba şiddet şehirlerde mi büyüyecek diye. Hedef polislerdi belli ki ama mekan bu toprakların en demokratik, açık, davetkar yerlerinden biriydi. Her kesimden insanın geldiği, millet, etnisite, inanç, cinsiyet, siyaset tanımayan İstiklal Caddesi`nin girişinde, emekçi Kürtlerin, yoksul göçmenlerin, travestilerin, marjinallerin, ötekilerin ve hızla daha fazla burayla tanışan, farklı renklere karışan orta-üst sınıfların (her ne kadar birbirlerine değmeden) varolabildikleri bu yerde patladı.. Teröre adres arandı ve Başbakanın deyimiyle “Edep Yahu” dedirtecek bir adres bulundu hem de hemen akabinde.. Okumaya devam et “EDEP YAHU! Taksim – Hasankeyf Hattında Bir Traji-Komedi”

Eco Monster köşemizde bu hafta: Demirören AVM, Beyoğlu


Istiklal Caddesi`nde Aga Cami ve Emek Sineması`nın tam ortasındaki adada uzun süredir bir inşaat devam ediyor. Bitmek üzere olan bir alışveriş merkezi (AVM) inşaatı. Proje sahibi Demirören Sirketler Grubu, mimarı Han Tümertekin, projeye ruhsat veren Beyoğlu Belediyesi, onaylayan Koruma Kurulu.. Mimar eserini 2007 de şu şekilde anlatıyor: Okumaya devam et “Eco Monster köşemizde bu hafta: Demirören AVM, Beyoğlu”