kentin merkezini siyasete kapamak!


Başbakan, ‘E ben de geçmişte Taksim’de miting yaptım. Ama belki yarın Taksim de miting alanı olmayacak. Yasak olmasına rağmen ben burada miting yaparım diyemezsin. Sana neresi gösterilirse orada miting yapmak zorundasın. Burası hukuk devleti.‘ demiş. Başbakanın ‘hukuk devleti’ dediği aslında kanun devleti. Kanuni olmak ile hukuki olmak farklı şeyler. Sonuçta diktatörlükler de kanunlarla yönetiliyor. Kanun devletinde şehir merkezini yoksullara/toplumsal hareketlere kapayabilirsiniz. Örneği çok, Bakü, Beyrut, … Okumaya devam et kentin merkezini siyasete kapamak!

hadi emek sinemasını geri almaya!


  Eylem: Emek Sineması`nı Geri Almak Tarih: 17 Nisan 2011 Saat: 18:30 Buluşma noktası: Taksim Tramvay Durağı, sonrasında Yeşilçam Sokak`a beraber yürüyüş. İstanbul`un değerlerini, bu kenti farklı kılan mekanlarını, hepimize açık kamusal alanlarını hızla kaybediyoruz. Bir çoğumuz içi yanarak, hayıflanarak ama ne yazık ki sadece seyrederek bu süreci takip ediyoruz. Bir şey yapmalı diyenler için İstanbul Kültür Sanat Varyetesi`nin çağrısı aşağıda. Taksim Tramvay Durağı`nda buluşularak, Emek Sineması`na … Okumaya devam et hadi emek sinemasını geri almaya!

Twitter and the City


Verba volant, scripta manent (söz uçar yazı kalır) demiş Romalı dostlarımız. Twitter, Facebook gibi sosyal medya iletişim mecraları ile artık yazı da uçup gidiyor sanki. Zamanın ruhuna uygun bir şekilde iletişim de son derece kompakt, hızlı ve değişken. Türkiye`de her zaman hızlı değişegelmiş gündem artık sanki daha bir hızlı. Fast-food tüketim gibi, farklı “twitter accountlarından” ve “facebook friendlerinden” gelen linkleri, statü mesajlarını, bilgileri, haberleri habire tüketiyoruz. Yazıya odaklanmaya, biraz durup düşünmeye, yansıtmaya ve üretme / yeniden üretme pratiğine fazla ayıracak sabrımız kalmıyor. Tabi bir yandan da iletişimin demokratikleşmesi, herkesin (yoksulların yoksulları ve teknoloji okur-yazarı olmayanların dışında belki) bilgiye erişimi kolaylaşıyor. Hatta o kadar ki devrimlerde sosyal medyanın rolünden bahseder olduk. Okumaya devam et “Twitter and the City”