15 Temmuz sonrası kent


“Devrim” anlarında zaman ve mekan sıkışır, hayatın normal akışı hiç olmadığı kadar süratlenir, ve yaşadığımız kenti başka bir algı düzeyiyle tecrübe etmeye başlarız. İstanbul gibi bir mega kent bile küçülür, Türkiye’de zaten hızlı akan zaman daha da hızlanır. Gezi Parkı direnişinde de böyleydi, şimdi, darbe karşıtı demokratik süreçte de böyle.

Örneğin, ulaşım altyapısının parçası olarak “kullandığımız”, veya İstanbul’un dekoru olarak birer “seyirci” gibi her gün “baktığımız” Boğaziçi Köprüsü, artık halk tarafından yeniden anlamlandırılmış, üzerinde direnip canını feda ettiği, anma etkinlikleri düzenlediği, mitingler yaptığı bir kamusal mekan olmuştur. Bir çok İstanbullu için, burada yeniden ürettiği kamusallık ile Köprü’nün anlamı da değişmiştir. 

Veya aslen gelip geçtiği Taksim Meydanı, artık durup vakit geçirdiği, kendisinden daha büyük bir topluluğa eklemlendiği, politik bir anlam türettiği, nöbet tutarak aktif olarak katıldığı bir yer haline gelmiştir. Aynı şekilde, belki çok nadir toplu taşıma kullanan, belli bir saatten sonra evinden çık(a)mayan kadınlar, geç saatlere kadar metroyu kullanmaya, meydanlarda vakit geçirmeye başlamıştır. 

meydan nobeti 2

Şurası açık, demokratikleşme için kentin meydanlarının, kamusal mekanlarının özgür olması ve halk tarafından sürekli ve yeniden anlamlandırılabilmesi şart. İşte henüz yeni tecrübe ettik, halen de ediyoruz. 15 Tammuz Darbe Girişimi’ni, korkusuzca kentlerin meydan ve sokaklarına çıkan ve fedakarca bedenlerini tankların önüne koyan kadın erkek, yaşlı genç, halk durdurdu. 

Sonrasında da, halk kamusal mekanlarda demokrasiye sahip çıkmaya devam etsin diye, İstanbul’un belli başlı meydanlarında nöbetler düzenlenmeye ve ücretsiz toplu taşıma hizmeti verilmeye başlandı. Son iki haftadır, Haziran 2013’e benzer bir şekilde, mekanın siyasallaştığı, siyasetin (demokratik tahayyüllerin) de mekansallaştığı bir dönem yaşadık, yaşamaya da devam ediyoruz. 

Ücretsiz Toplu Taşıma

Bu 2 hafta kente dair çok önemli tecrübeleri deneyimlememize, biriktirmemize imkan sağladı. Belki de Dünya’da ilk defa, 15 milyon kişinin yaşadığı bir mega kentin toplu taşıması 2 haftadan fazla bir süre ücretsiz hizmet verdi. Ücretsiz ulaşımın faydalarını başkalarından dinleyerek veya bir yerlerden okuyarak değil, doğrudan yaşayarak gördük.

Turnikelerden geçmek zorunda olmadan, her bir seyahat için “acaba İstanbul kartımda para kaldı mı” endişesi yaşamadan, ulaşımı en zenginin de en fakirin de bir kentli hakkı olarak tecrübe ettik. Örneğin bu süre zarfında Karaköy’den Osmanbey’e gidecek biri, 3 kilometreden kısa bir mesafede tramvay, finüküler ve metroya ayrı ayrı ücret ödemek zorunda kalmadı. Taksi kullanımı, ve dolayısıyla trafikteki araç sayısı, azaldı. Bir çok İstanbullu daha önce hiç gitmediği yerlere gitti, daha çok seyahat etti ve sonucunda kentsel mekan daha bir yakınlaştı. Evet, sefer sayılarında yapılan azaltma sebebiyle, belli hat ve saatlerde yoğunlaşma yaşandı ancak bu istenirse kolaylıkla aşılabilir bir sorun. Kısaca, demokratikleşme, daha yaşanabilir bir kent ve mekanda adalet için nitelikli toplu taşımanın ücretsiz olarak, bir hak olarak sağlanmasını talep etmenin önemini deneyimledik. Şimdi bu talebi bu doğrultuda büyütmek bir imkan olarak önümüzde durmakta. 

Özgür Meydanlar ve Parklar 

Bir diğer mesele, ticarileştirilme ve yasaklar baskısı altında bırakılmadan, siyasal taleplerin özgürce ve güven içinde dile getirilebildiği, yani toplanma ve gösteri özgürlüğüne saygı duyulan, erişilebilir ve zaman geçirilebilir kent meydanlarının demokratikleşme için ne kadar önemli olduğunun, İstanbul ve Türkiye’nin tüm meydanlarında bir kere daha görünür olmasıdır. Özellikle Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’nın, her iki “yüzde elli” tarafından da artık sahipleniliyor olması, tüm Türkiye için bir fırsattır. Taksim Meydanı’nın özgür, Gezi Parkı’nın da park olarak kalması, “toplumsal barış” ve “demokratikleşme” yolunda atılacak esaslı ve sorumlu bir adım olacaktır. 

Kışlalardan Parklara

Yine bu süreçte, kışlaların şeffaflaşmasının, sivil denetim ve kontrol içinde kalmasının ne kadar önemli olduğunu ve artık kent içinde kalan askeri alanların halka açılması gerektiğini gördük.

Askeri alanların, devam eden inşaat rantı ekonomisi içine katılmak istendiği biliniyor. Kent içinde kalan askeri alanların kentsel dönüşümcülerin, demokratikleşme ile yakından uzaktan alakası olmayan müteahhitlerin ağızlarını sulandırdıkları bir gerçek. Askeri alanlar, geniş açıklıkları, merkezi konumları, yeşillikleri ile emlak geliştiriciler için bulunmaz “nimet”, boş arsa olarak görülüyorlar. Aynı zamanda buralar, kenti parçacıl adacıklar halinde projelendiren, toplamı bir bütün etmeyen “kampüs” tipi kentleşme politikalarına da uygun bir zemin sağlıyor. Otel, AVM, konsept site olarak dönüştürülmeyi, yani etrafındaki duvarlar yıkılmadan içerisinin fonksiyonlarının dönüşümü isteniyor.

Aslında buralar, İstanbul’un nefes alma alanları, Central Park’ları, kamusal mekanları olma potansiyelini taşıyor. Olması gereken, askeri alanların özelleştirilmeleri yerine kamuya açılmaları, ticarileştirilmeleri yerine müşterekleştirilmeleri, yapılaştırılmaları yerine parklaştırılmalarıdır. Darbelere karşı bir direnç oluşturmanın da, darbecilerle hesaplaşmanın da en iyi yolu, kışlaları park yapmaktır. Kent içinde kalan askeri alanlar ranta değil, halka açılmalı, yeşil dokularına, kışlaların haki tonu dışında, dokunulmamalıdır! 

15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası İstanbul notlarından çıkarttığım 3 temel talep: 

  1. #ÜcretsizUlaşımSürekliOlsun

  2. Taksim Meydanı ve Gezi Parkı, demokratikleşme ve toplumsal barışın simgesi halinde kalsın

  3. Kent içindeki #KışlalarParkOlsun, parklar yeni baskı ve rant kışlalarına dönüşmesin

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s