Erdoğan’ın Çılgın Projelerinden Kılıçdaroğlu’nun Mega Projelerine Yumuşak Geçiş Mi?


Malum, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’ın Çılgın Projeleri ile ilgili ‘sırf AKP istiyor diye karşı çıkmayacağız’ mealinde bir açıklaması oldu. T24‘ün haberine göre, Kılıçdaroğlu şöyle konuşmuş:

Öncelikle projelerin fizibilitesine bakarız. “Onlar başlattı, biz durduralım” mantığıyla yaklaşmayız. İstanbul’a 3. Köprü Projesi yürüyor. İktidara gelirsek projenin çevreye verdiği zararı azaltmanın yolunu ararız. 3. Havalimanı’nda da aynı şekilde davranırız. Aslında tüp geçit daha doğru yöntem. Keşke 3. Köprü yerine bir tünel daha yapılsaydı. Kanal İstanbul ise tümüyle hayal bir proje.

Bir kere baştan söyleyelim, Kanal İstanbul ile ilgili görüşü olsa olsa malumun ilanı. Gerçekten de o ‘hayal bir proje’. Yani ‘Kanal İstanbul’u yaptırmayız’ demek büyük bir çıkış olmuyor. 3. Köprü ve 3. Havaalanı ile ilgili açıklaması ile ise hem inşaat sektörüne göz kırpıyor, hem de iktidardan sık sık yükselen “muhalefet zaten istemezükçü, CeHaPe ile kalkınamazsınız” eleştirilerine karşı kendini güvenceye almış oluyor. Her iki durumda da bu, ‘muhalif’ bir politika üretmemek, siyaset yapmamak anlamına geliyor.

Kılıçdaroğlu tabii ki muhtemel CHP iktidarında, AKP’nin başlattığı projeleri sırf AKP istiyor diye karşı çıkmamalı. Ancak, bahsi geçen projelere ‘akıllıca’ karşı çıkmak için yeterince sebep var. Bu sebepleri kitlelere anlatamamak, başka bir kentleşme vizyonunu ortaya koyamamak ise siyaseten başlı başına başarısızlık.

İstanbul’un çılgın projelerine öncelikle sebep olduğu ekolojik yıkım, ekonomik kırılganlık, arkasındaki yolsuzluklar, anti demokratik projelendirme süreçleri ve kaşıdığı toplumsal eşitsizlikler için karşı çıkmalı. A partisinin veya B partisinin veya tek bir adamın hayalinin ürünleri olduğu için değil. Kılıçdaroğlu, ‘istemezükçü’ gözükmemek için böyle konuşuyorsa, iktidarın mega projeler üzerinden kurduğu söylemsel hegemonyasına teslim oluyor demektir. Yok inşaat sektörüne göz kırpıyorsa, ‘bu kentin rantını yeme sırası bizde’ mesajını veriyor demektir.

Yapılması gereken ise, 3. Köprü ve Havaalanı için bugüne kadar yapılan yatırımı / harcamaları uzun vadeli maliyetleri ile, çevresel, sosyal, ekonomik etkileri ile birlikte ele almak, bunun sonucunda bir politika üretmektir.

Hatırlatmakta fayda var, AKP’li Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın altında imzası bulunan 2009 tarihli Çevre Düzeni Planı’nda ‘İstanbul’un Kuzeyi yapılaşmaya açılamaz’ diye yazar. Dolayısıyla, 3. Havaalanı İstanbul’un batısında, Marmara kıyılarına yakın bir yerdedir. 3. Köprü projesi ise yoktur.

Kılıçdaroğlu’nun ‘kesilen ağaç kesildi, yapılan ekolojik tahribat yapıldı, bundan geri dönüş yok’, ‘biz çevresel tahribatı minimuma indireceğiz’ yaklaşımı yanlıştır. Sonuçta bu projeler filmin başında bir sahnede gözüken silah gibidir. O silah filmin ilerleyen bölümlerinde mutlaka patlar. Bu projelerle şuana kadar yapılan tahribat da henüz silahın patlamamış halidir. 3. Köprü ve Havaalanı’nın doğrudan sebep olduğu ekolojik yıkımın çok daha yıkıcısı, bu projeler sonucu Kuzey’e doğru ilerleyecek kentsel gelişme ile gerçekleşecektir. ‘Biz bunun önüne geçeriz’ demenin, eğer niyet kötü değilse, İstanbul’un tarihi gelişimini ve de genel olarak kentleşmenin dinamiklerini bilmemenin dışında bir anlamı olamaz.

“İstanbul’un kuzeyi yapılaşmaya açılmasın” diyorsak, İstanbul sadece bizim için değil, çocuklarımız için de yaşanabilir bir kent olsun istiyorsak, 3. Havaalanı ve Köprü konusunda Kılıçdaroğlu’ndan daha cesur olmak zorundayız. Zaten gerçekten politika yapmak da bunu gerektirir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s