3. Havalimanı Üzerine Başbakan: Havalimanı Değil Şehir İnşa Ediyoruz


Tarihe notumuzu düşelim, 7 Haziran 2014 Cumartesi günü “Dünya’nın en büyük havalimanı” olma iddiasındaki İstanbul’un 3. Havalimanı Projesi’nin temeli Başbakan Erdoğan’ın katıldığı tören ile atıldı. Yaklaşık 2.5 milyon ağacın bulunduğu, İstanbul Çevre Düzeni Planı’nda “kesinlikle korunması gereken alan” olarak belirtilen kentin Kuzey bölgesinde inşaatına başlanan Havalimanı’nın, ekolojik sonuçlarının İstanbul için bir yıkım olacağı, gerek mahkemenin verdiği Çevre Şehircilik Bakanlığı’nın “Çevresel Etki Değerlendirme Olumlu” kararının yürütmesini durdurma kararında, gerekse de birçok uzman tarafından dile getirilmişti.

Birçok yurttaş girişimi ve sivil toplum örgütü ise bunun sadece bir havalimanı değil, aynı zamanda büyük bir yapılaşma ve imar projesi olduğunu, dolayısıyla korunması gereken Kuzey İstanbul’un yıkım anıtı olacağını belirterek bu projeye karşı bir toplumsal mücadele sürdürmekteler. Açılışta konuşan Başbakan, bu iddiaları doğrularcasına Proje’nin “sadece havalimanı değil adeta şehir” olduğunu ve “zafer anıtı” inşa ettiklerini belirtmiş.

Açılışın gerçekleştiği sırada Kuzey Ormanları Savunması İstiklal Caddesi’nde, #3HavalimanınaDiren  yürüyüşü gerçekleştirip kentsel dönüşüm lobisinin zafer anıtı olarak adlandırdığı yıkıma karşı seslerini yükselttiler. Başbakan’ın ve Kuzey Ormanları Savunması’nın açıklamaları aşağıda yer almaktadır:

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan

HAVALİMANI DEĞİL ŞEHİR: Büyüklüğüyle, kapasitesiyle önemi ile cumhuriyet tarihimizin en büyük projelerinden biri olma özelliğini taşıyor. 76,5 milyon metrekarelik bir alan üzerine inşa ediliyor. Bu büyük bölge üzerinde 1 milyon 471 bin metrekare genişliğinde kapalı alan bulunacak. Bu boyutları ile dünyanın en büyüğü. 6 bağımsız pisti ile 500 uçak kapasitesiyle 70 bin araçlık otoparkıyla özellikle de yıllık 150 milyon yolcu kapasitesiyle yine bu havalimanı dünyanın en büyüğü olacak. Burada inşaat dönemi boyunca 80 bin kişi istihdam edilecek. Havalimanı açılınca burada 120 bin kişi istihdam edilecek. Sadece havalimanı değil adeta şehir inşa ediyoruz. Çevreci, engelsiz ve yeşil bir havalimanı olarak inşa edilecek, hizmet verecek. Sadece büyüklüğüyle değil yeşiliyle, sosyal altyapısıyla dünyanın en modern havalimanı olacak.

BAZI GEZİZEKÂLILAR TÜREDİ: Geçen yılın mayıs ayında bazı ‘gezizekâlılar’ türedi. Bu gezizekâlılar bu havalimanını hazmedemediler. Çünkü onların böyle devasa bir havalimanın yapılmasını tahayyül etmesi mümkün değildi. Onlar Türkiye’yi hâlâ 12 yıl önceki gibi görmek istiyorlar.

HAVALİMANI DEĞİL ZAFER ANITI İNŞA EDİYORUZ : Bugün biz sadece bir havalimanı değil aslında zafer anıtı inşa ediyoruz. Milletin özgüvenini inşa ediyor, asırlar süren umutsuzlukları tamir ediyoruz. Bu projenin ne kadar büyük olduğunu anlamak isterseniz bu projeye yönelik düşmanlıklara bakmanız yeterlidir. Havalimanın ihalesi 3 Mayıs 2013’te yapıldı. İhalenin ardından, nükleer santral yapmak için Japonya ile mutabakata varıldı. Yine yanı dönemde IMF’ye olan borçlar bitirildi. Geçen yıl bu büyük sevinçlerin yaşandığı dönemde sokağa çıkanlar, günlerce cam çerçeve indirenler, günlerce polisle çatışanlar arkalarında kan, ölüm, gözyaşı bırakanlar, aslında hiçbir zaman neye karşı çıktıklarını, neye alet olduklarını anlamadılar ve inanın anlamayacaklar. Onlar maşa olarak kullanıldılar, onlar piyon olarak kullanıldılar. Türkiye kabuğunu kırarken, Türkiye makûs talihini yenerken, Türkiye tarihi nitelikte başarılara imza atarken işte o sokağa çıkanlar Türkiye’nin o kutlu yürüyüşünün durdurulması, engellenmesi için açık şekilde kullanıldılar. O kadar gafiller ki, onların derdi ne ağaçtı, ne fidandı, ne çiçekti… Bu kendilerini, solcu, çevreci, ulusalcı, antikapitalist müslüman, muhalif, böyle zannediyorlardı. Ama Türkiye karşıtı bir eylemde piyon olarak kullanıldıklarını hiçbir zaman anlamadılar. Bu eylemde yer alanlar, nasıl kullanıldıklarını, neye alet olduklarını anlamıyorlardı.

İŞADAMLARINI HEDEF ALDILAR: 17 Aralık’ta, 25 Aralık’ta yaptığı ihanetin gayet iyi farkında olan bir örgüt, bir çete karşımıza çıktı. Kendisini Türkiye düşmanlarına kiralayan, Türkiye’nin bütün milli değerlerine saldırı düzenleyen bir örgüt karşımıza çıktı. İşte burada bu büyük havalimanı projesinin ihale ile kazanan iş adamları hedefe konuldu. Onları da toparlayıp almak istediler. Neden? Şu ihaleyi durdurmak için. Amaç yolsuzluk değildi. Amaç, Marmaray’ı, 3. köprüyü, hızlı treni ama en çokta bu projeyi engellemekti. Operasyona yolsuzluk süsü verdiler ama aslında bu projeye, Türkiye’ye saldırı düzenlediler. Engelleri aştık temeli atıyoruz. Türkiye karşıtı eylemde kullanıldıkları anlamadılar. Nasıl kullanıldıklarını, neye alet olduklarını anlamıyorlardı. Bu 5 firmaya teşekkür yazısı yazması gerekirken bunu yaptılar. Düşmanlarımız da bizi seyrediyor. Bu projeyi engelleyemedikleri için hayal kırıklığı yaşıyorlar.

 

22 aralık kent mitingi_1

7 Haziran 2014 Cumartesi KUZEY ORMANLARI SAVUNMASI BASIN AÇIKLAMASI METNİ:

İSTANBUL HALKI KULAK VER!

İstanbul’u dozerler bürüdü! İstanbul’un kuzeyinde talan ve vahşet kol geziyor. Talan ve vahşet, yine yalanla besleniyor! Kuzey ormanlarında “gümbür gümbür” ilerleyen dozerler, “kalkınma, büyüme, gelişme” diye bağırıyor. Oysa Soma’dan biliyoruz. Bu havalimanı, sermayenin yeni bir katliamı. Ormana sokulan betondan hançer, son nefes kaynağımızı, kuzey ormanlarını yok ederek üstümüze doğru geliyor. Son orman katledilirken, son ağaç kesilirken, son dere kurutulurken, son kuş ölürken beton bir cehennemde, yalanla besleyecekler bizi! Oysa açız, ekmekle ve gerçekle beslenmeye; doğayla ve insanla barışık bir hayat yaşamaya muhtacız!

Bugün kuzey ormanlarında bir ağaç daha kesildi; bir leylek daha öldü; bir göl daha kurudu; bir gerçek daha katledildi. Bugün kuzey ormanlarında, 3. havalimanı adı altında, büyük bir çevre kırımı; zamana yayılmış yeni bir Soma katliamı başladı. Bugün kuzey ormanlarında gümbür gümbür ilerleyen dozerler, yerin altını da yerin üstünü de cehenneme çevirenlerin; doğamızı, kentimizi, emeğimizi yağmalayanların emrinde. Marmara’ya, İğneada’ya, Saray’a, Hasankeyf’e, Yusufeli’ne, Maltepe Sahili’ne, Hüseyin Avni Paşa Korusu’na, Taksim’e, Bedaş’ın taşeron işçisine savaş açanların; kapalı kapılar arkasında sinkaflı pazarlıklar yapanların emrinde. Cengiz-Limak-Kolin-Mapa-Kalyon isimli talan lobisinin emrinde.

İstanbul halkı, kulak ver! Talan lobisi, bugün ülke tarihinin en büyük hukuksuzluğunu, en büyük kamu kaynakları peşkeşini, en yıkıcı şehirleşme potansiyelini, en büyük orman ve tarım alanı tahribatını, en büyük kuraklık tehdidini, en büyük hayvan kırımını barındıran, en şaibeli projesini; 22 milyar avroluk 3. havalimanı vurgununu başlattı. 20 bin futbol sahası büyüklüğünde ormanlık alan; 70’ten fazla hayvan türü, sayısız endemik bitki, İstanbul’a can veren su havzaları ve son tarım alanları, talan lobisinin çıkarları uğruna tehdit altında. Kuzey ormanlarında “gümbür gümbür çalışan” dozerler seni, nefesini, çocuklarını, geleceğini ezmek için harekete geçti. Önce ağaçlar, sonra kuşlar, sonra mahallen, sonra çocukların…

İstanbul halkı, kulak ver! 3.havalimanı katliamının bedelini ciğerlerin sökülerek; cebin boşaltılarak; su kaynakların yok edilerek; beton bir cehennemde yaşamaya mahkum edilerek sen ödüyorsun; sen ödeyeceksin! Tek kazanan yağmacılar olacak.

İstanbul halkı, kulak ver! Bugün kuzey ormanlarına doğaya, ormana, hayata, emeğe, kadınlara, çocuklara düşman bir başbakan, diktatörlük rejiminin anıtını dikiyor. O başbakan ki hukuksuzluğu Danıştay tarafından da yürütmeyi durdurma kararıyla tescillenmiş olan, geri dönüşsüz bir çevre felaketi yaratacak 3. havalimanı vurgununun temelini büyük bir kibirle atıyor. O başbakan ki yaşamın kaynağı suyun; hayatı var eden emeğin; narin karacanın; mağrur kartalın; göçmen leyleklerin, ulu ağaçların vahşice katli üzerinde iktidarını sağlamlaştırmaya çalışıyor. O başbakan ki akıl dışı yalanlarla ve zorbalıkla, yaşamı yıkımın boyunduruğuna sokabileceğini sanıyor.

İstanbul halkı, kulak ver: Konuşan biziz! Frankfurt, Pensilvanya, lobiler, başkanlar, sultanlar değil, senin öz çocukların. Korumasız, çıplak, yalansız; elimizde pankart, ağzımızda hakikat… 3. havalimanı yağmadır, talandır, katliamdır! Kuzey ormanları senin, kuzey ormanları savunması sensin! Elini ver, yağmayı, katliamı durduralım. Elini ver, hep birlikte haykıralım: Bu halk yalana, talana, katliama teslim olmayacak. Börtü böceğimiz, hayvanlarımız, ormanlarımız, çocuklarımız ve geleceğimiz için, ölüme karşı yaşamı savunmak için, bugün sokaktayız, yarın da sokakta olacağız!

KUZEY ORMANLARI SAVUNMASI

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s