sırrı süreyya önder ve toki mevzusu


Çoğunlukla niteliksiz mimarisi, bulunduğu çevreden ve hayattan kopuk, bağlamsız projeleri ile gündeme gelen TOKİ, bu hafta İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in ismiyle birlikte anıldı. Önder’e meclise ilk girdiğinde TOKİ kurasından bir ev çıkmış. Hemen sosyal medyada, ‘TOKİ zaten kamu kaynaklarını siyasetçilere peşkeş çekiyor’ şeklinde yorumlar dolaşmaya başladı. SSÖ’ye de ‘bulunduğu konumu süistimal eden siyasetçi’ ithamında bulunanlar oldu. SSÖ’nün açıklaması netti: ”TOKİ’den ev çıktı’ diyenler, iki yıl önce iptal edilen işi şimdi güncelleyenler. Hiç bir malım mülküm yok şükür. Sıra sizde. Sizin başkan adaylarınızda mal varlığını açıklasın.” Bu beyan bizim için yeterli. Ancak  bu tartışmada üzerinde durulmaya değer sorular var: Örneğin TOKİ nasıl konut yapıyor? Hedef kitlesi kim? Mevcut TOKİ sisteminde SSÖ konumunda birinin konut sahibi olması ne anlama geliyor? Böyle bir vaka istisnai bir durum mu?

Varsın SSÖ, TOKİ’nin ürettiği projelerden birinin kurasına katılmış, kurayı kazanmış ve o evin taksitlerini de ödüyor olsun. SSÖ’nün çok sorunlu TOKİ gibi bir yaşam alanını tercih etmesi eleştirilebilir. Veya TOKİ konusunda kendisinden daha hassas bir pozisyon almasını beklemek de makuldur. Ancak TOKİ, aksini iddia etse bile, ‘sosyal konut üreten bir kamu kuruluşu‘ olmadığı için, ortada çok da şaşırılacak bir durum yoktur. Açıklayalım:

TOKİ matematiği

TOKİ 2003 – 2013 yılları arasında yaklaşık 610 bin konut üretmiş.  Türkiye’de üretilen her yüz konuttan 10 tanesinde TOKİ’nin imzası var. TOKİ, ürettiği konutların 510 bin tanesinin ‘sosyal konut niteliğinde‘ olduğunu iddia ediyor.  Yani yaklaşık yüzde 85’i. Geri kalan %15’lik konut ise metrekare fiyatları 10.000 TL’ye kadar çıkan lüks konutlardan oluşuyor.

TOKİ matematiği aslında çok basit: Kamu bütçesinden para çıkmadan, kamu topraklarını satarak veya bu topraklar  üzerinde müteahhitlerle ortak lüks projeler geliştirip kar elde etmek; buradan kazanılan para ile de ‘yoksul, dar ve orta gelirli nüfus’ için, yine kamu toprağı üzerinde ama bu sefer müteahhitlere ihale ederek ‘sosyal konut niteliğinde’ konut ürettirmek. İşte toprağa sınırsız erişim, her türlü plan yapma yetkisi, kentsel dönüşüm yasaları ve kamu ihale kanunundaki değişiklikler ile desteklenen bu basit matematik kısa sürede TOKİ’yi  konut  piyasasındaki en güçlü aktör haline getirdi. Peki TOKİ’nin ürettiği konutların ne kadarı ‘sosyal konut’ niteliğinde ve ‘sosyal konut’ gerçekten sosyal mi?

TOKİ’nin kendi açıkladığı rakamlara göre (Nisan 2013), geliştirilen konut projelerinin %39.71’ini dar ve orta gelir grubu, %25.40’ını alt-yoksul gelir grubu, %12.4’ünü de kentsel dönüşüm projeleri oluşturmakta. Dar ve orta gelir grubu kapsamında, 85-146 metrekare arasında değişen konutlar yaklaşık 1000 TL’lik metrekare maliyet fiyatlarının ‘üzerinde’, peşin ödemeli, 10 yıl vade ile satılmakta. Alt gelir grubu kapsamında 65-87 metrekare konutlar 6000 TL peşin, yine maliyet fiyatlarının üzerinde, 300 TL konut taksitleri ve 15-20 yıl vade ile satılmakta.  Yoksul grubu kapsamında ise 45 – 65 metrekare konutlar, peşinatsız ve 700-800 TL metrekare maliyet fiyatı aralığında, 25 yıl vaade ile satılmaktadır.

Bu etkileyici sayılara bakarak TOKİ’nin etkin sosyal konut politikaları uygulayan başarılı bir kamu kurumu olduğu yanılsamasına düşebiliriz. Bu makro figürleri biraz deştiğimiz ve ‘sosyal konut’ tanımı üzerine gittiğimiz taktirde ise bambaşka bir tablo ile karşılaşmaktayız. TOKİ’nin sosyal konuttan kastı ‘dar, orta, alt gelirli ve yoksul nüfusu kira öder gibi konut sahibi yapmak’. Bu tanımda 1) hedef kitle 2) konut edinme koşulu öne çıkmakta.

Hedef kitle

Hedef kitle ‘dar, orta, alt, yoksul’ gruplar gibi oldukça geniş bir çerçevede tutuluyor. Bu kitle içinde öne sürülen ‘alt-yoksul’ gelir grubu için belirtilen koşul ‘aylık hane halkı geliri en fazla net 2.600 TL, İstanbul ilinde ise 3.100 TL’ olmasıdır. Yani hedef kitle, asgari ücretin 3 veya 4 katı geliri olan haneleri de içermekte. Ancak, bu geniş ‘alt-yoksul grubu’ tanımı kapsamında üretilen konutların TOKİ’nin toplam üretiminin %25’ini geçmediği görülmekte. Bu oran içinde üretilen konutların çok azını ise aylık 100 TL taksitli ‘yoksul grubu’ oluşturmakta, yoksulun yoksuluna çok az TOKİ konutu damlayabilmektedir.

Sonuç itibariyle TOKİ, üretiminin çoğunluğunu orta ve üst gelir grubuna, kar ederek; en ‘sosyal’ koşullarda ise yoksul olarak tanımlanan gruba düşük metrekareli konutları ‘maliyetine’ borçlandırarak satan bir piyasa aktörü. Yani sosyal konut nitelemesi için seçtiği yaygın  hedef kitlesi (orta-üst) yanlıştır. Gerçekten sosyal konuta ihtiyaç duyacak yoksul nüfus için ise konut edindirme modeli (borçlandırarak konut satmak) yanlıştır. Gelir durumuna göre belirlenen konutların niteliği de sosyal olmaktan uzak, hepten yanlıştır.

Hele ki emeğin prekaryalaştığı, düzenli/güvenli/sabit gelirin esnek emek piyasası ile yer değiştirdiği neoliberal ekonomik model içinde, kamu topraklarını özelleştirip borçlandırarak konut satmayı, ‘sosyal konut’ sağlamak olarak nitelemek doğru olmaz. 15-25 yıllık vadeler ile düzenli aylık konut taksidi ödemesi, yoksul kesim için daha da yoksullaştırıcı bir risk oluşturmaktadır. Haliyle, TOKİ konutları aslen, devlet memuru gibi düzenli ve güvence altında aylık geliri olan kesimlere hitap etmektedir.

Ne kadar ekmek o kadar köfte

Bir diğer önemli konu ise, TOKİ Projeleri’nde sosyal donatıların ve konutların niteliği, bu konutları satın alacak  kitlenin gelir durumuna göre değişiklik göstermektedir. Yani daha varsıla daha çok metrekareli daha yüksek kaliteli konut, yeşil alan, sosyal donatı düşerken daha yoksula daha küçük metrekareli daha kötü kalite konut, daha az yeşil alan ve sosyal donatı düşmekte. ‘Ne var canım bunda, parayı veren düdüğü çalar’ diyebiliriz. Tabii eğer TOKİ bir piyasa aktörü olsaydı. Ya da bir piyasa aktörü olduğunu itiraf etseydi. Sosyal konut üreten kamu kuruluşu olma iddiasında olunca işin içinden bu kadar kolay çıkamıyoruz. Gözümüzün önüne Ağaoğlu, Avrupa Konutları, Varyap vb. müteaahhitlerin TOKİ işbirliği ile geliştirdiği projeleri ve vaad ettikleri ‘iyi yaşamı’ getirelim. Bir de daha alt gelir grubuna yönelik yapılan TOKİ Projeleri’ni. Aralarında dağlar kadar fark var. En azından birinin havuzu var, ötekisinin bir fışkiyesi bile yok. Veya, 4 çocuklu asgari ücretle geçinen bir aileyi düşünelim. TOKİ’den alabileceği tek konut, o da yeterince sayıda üretilmeyen, genellikle kent çeperlerinde yer alan, 45 metrekarelik yoksul konutları. Peki 6 kişilik bir aileye 45 metrekare yeterli mi?

Sosyal konut?

Temel sıkıntı TOKİ’nin ‘sosyal konut’ tanımı ile gerçek ‘sosyal konut’ tanımının farklılığında yatıyor. Sosyal konut, kar amacı gütmeyen kuruluşların hak sahiplerine doğrudan konut sağlaması olarak tanımlanabilir. Sağlanan konutun o konutta yaşayacak olanlar için elverişli olması – yani lokasyonu, büyüklüğü, maliyeti, erişilebilirliği, hukuki güvencesi, altyapısı, kültürel uygunluğu, yaşayanların kararlara katılımı, güvenliği – konutun ‘sosyal’ niteliğini de belirlemekte. Bunu sağlamanın da türlü türlü politikaları var: 1) Hak sahiplerine tamamen ücretsiz konut sağlamak 2) Belediyelerin kendi konut stoklarını piyasanın altında kiraya vermesi 3) İhtiyaç sahiplerine aylık kira yardımında bulunmak  4) Ev sahibi yapmak için verilen krediler 5) Mevcut konutları iyileştirmek için verilen hibeler 6) Doğrudan gelir desteği, vb.

Dolayısıyla, farklı gelir grubunda insanlara farklı kalite ve fiyat aralığında konutları, maliyet fiyatları veya üzerine kar koyarak satmak, ‘sosyal konut’ sağlamak ile eş anlamlı değildir. TOKİ, sattığı konutların ne kadarının hak sahipleri tarafından kullanıldığına dair bir takip mekanizması bile kurmamıştır. Nitekim, meclis soru önergesine TOKİ’nin verdiği cevap şu şekildedir: ”İdare toplu konut uygulamaları kapsamında satışını gerçekleştirdiği konutların, hak sahiplerinin kendileri tarafından mı yoksa kiracısı ya da bir başkası tarafından mı kullanıldığı bilgisine sahip değildir. Kaldı ki, bu ve benzeri şekilde bir takip mekanizması kesinlikle söz konusu değildir”. Kamu kaynakları ile orta ve üst gelir grubuna konut üreten TOKİ’nin ne olduğunu anlamak için, ne olmadığını iyi kavramak gerekiyor. Sonuçta, Türkiye’nin gerçek ‘sosyal konut’ politikalarına ihtiyacı var.

toki_altın

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s