Gecekondu ‘‘Palast’’: Berlin’de Kiracıların Direniş Mekanı


Gecekondu ‘‘Palast’’: Berlin’de Kiracıların Direniş ve Umut Mekanı

Berlin’de göçmen nüfusun yoğun olarak yaşadığı Kruezberg semtinin merkezinde, Kottbusser Tor metro çıkışının bulunduğu, etrafı sosyal konutlarla çevrili meydanda bir Gecekondu bulunuyor. Aslında burası ismi özellikle seçilmiş, 7/24 yaşatılan, kentsel dönüşüm ve mutenalaştırma baskısı sonucu artan kiralara karşı  Kreuzberg Kiracılar İnisiyatifi’nin, yani Kotti&Co.’nun inşa ettiği direniş barakası.

Kapısı herkese açık bu Gecekondu ile ilk olarak 2012’nin sonbaharında karşılaştım. Gece 23.00 gibi ziyaret ettiğimde içeride uzun yıllar önce Türkiye’den göç etmiş, orta yaşlarında bir düzine kadar kadın ve erkek nöbet tutuyorlardı. Hemen davet edilmiş ve sıcak bir çay eşliğinde göçmenlik, Türkiye’nin gecekondu ve TOKİ’leri, sosyal konut ve artan kiralar gibi mevzular üzerine uzunca bir muhabbete dalmış ve direnişleri hakkında bilgi almıştım. Ertesi gün de ‘Gecekondu sakinlerinin’ düzenli olarak organize ettikleri, ‘Gürültü Eylemi‘ adını verdikleri muazzam bir yürüyüşe katılmıştım. Yaklaşık 5000 mahalleli sağanak yağmuru dinlemeden, ve bir festival havasında Krezuberg’in bütün sosyal konut projelerinin önünden geçerek, adına yakışır bir şekilde çıkardıkları gürültü ile ‘hiçbir yere gitmiyoruz’ mesajı vermişlerdi.

foto?raf-86

Bu eylemler sonucunda başlangıçta hiç oralı olmayan, kiracılarla görüşmeyi dahi kabul etmeyen Senato, kiracıların sesini ‘duymaya’ başlamış. İnisiyatif kamuoyu oluşturmayı başarmış. Hatta bu gürültü Berlin Senatosu’nu aşmış ve Berlin Federal seçimlerinin ana gündemlerinden biri haline gelmiş. 13 Kasım 2012’de Senato binasında konferans düzenleyip, yapılan yanlışlar ve konut politikasındaki olması gerekenler anlatılmış. 2010 yılında kira üst sınırını belirleyen yasayı kaldıran, ve böylece kira artışlarının önünü açan Senato, direnişin sonucunda ilk etapta 36.000 konut için kiraların üst sınırının 2017’ye kadar 5.50 avro olmasını kabul etmiş. Yani Kreuzberg’in  Gecekondusu gerçekten ilgiyi hak ediyor.

gürültü eylemi

Mutenalaştırma baskısına karşı Gecekondu

Kreuzberg Kiracılar İnisiyatifi’nin mücadelesinin ve direniş merkezlerine ‘Gecekondu’ ismini vermelerinin anlamı, aslında kelimenin içerdiği göç, ucuz emek, yoksulluk, konut ihtiyacı, zaman içinde toplumsallık ile örülmüş yaşam alanları, görünürlük ve meşruiyet arayışı, potansiyel arazi rantı, ve yerinden edilme tehdidi gibi türlü anlamlar ile örtüşmekte. Malum, Türkiye’de gecekondu kentlerin ihtiyaç duyduğu, göçle gelen ucuz ve rezerv emeğin barınma sorununu uzunca bir süre çözmeyi başardı. Bugün gelinen noktada artık kentin ve emeğin değişen işlevine paralel bir şekilde türlü aktörlerin rant iştahını kabartmakta, kentsel dönüşüm projelerinin hedef potasında yer almakta. Berlin’in Kreuzberg bölgesini ve buradaki yaşamı adeta sıfırdan inşa eden çoğunlukla Türkiyeli göçmen işçiler de yaşadıkları yerlerden kamu-özel sektör ortaklığında yürüyen mutenalaştırma süreci sonucunda sökülüp atılmak istenmekte. Bu sınıfsal ve etnik ‘kırım’ politikasına karşı mücadelelerini de işgal ettikleri meydana inşa ettikleri Gecekondu’da örgütlüyorlar.

Ancak her ne kadar mevzu ilk bakışta ve medyada ağırlıklı olarak yer aldığı haliyle göçmenlik üzerinden okunsa ve haklı olarak ‘Berlin’in hızlı değer artışı yaşayan merkezi bir yerinden sürülmek istenen Türkiyeli göçmenler’ olarak algılansa da aslında arkasındaki dinamikler ve verilen mücadelenin oturduğu eksen daha kapsamlı bir şekilde Almanya’nın sosyal konut politikaları, kiracı hakları ve neoliberal baskı altındaki kolektif yaşam alanlarının özelleştirmesi olarak tanımlanabilir. Böylesine geniş bir zeminde mevzuyu ele almak, göçmenlik ve asimilasyon/entegrasyon ‘maskesinin’ örtebileceği neoliberal dinamikleri de görünür kılacaktır.

berlin sosyal konut

Peki kimdir bu Gecekondu’nun sakinleri?

”Biz Kreuzberg’iz” diye her yerde kendilerini tanıtıyor Kotti&Co inisiyatifi. Yaşadıkları evlerin mülkiyetini elinde bulunduran ”Sarazin & Co adlı şirketin dünyasında bize yer yok” diye devam ediyorlar. ”Biz eğitimci, emekli, doktor asistanı, hemşire, işsiz mühendisleriz; sosyoloji mezunu sigorta poliçesi satıcısı, tezini yazan metal işçisi; kültür sektöründe çalışan tasarımcılarız; 1950’lerden 1970’lere kadar, Türkiye – Almanya arasında imzalanan işçi antlaşmasıyla gelen ve hayatları boyunca çalışıp didinen insanların çocuklarıyız. Biz biraz Alman, Türk, İranlı, Çerkez, Afgan veya Kürd’üz. İsimlerimizi telafuz edemeyen veya okulu bitirmek için uygun olmadığımızı söylemek konusunda acele eden öğretmenlerimiz oldu. Hayatımız boyunca ırkçılık ve toplumsal dışlanma ile mücadele etmek zorunda kaldık. Biz yaşlıyız, ve de genciz. Allaha, tanrıya, veya basitçe adil bir topluma inanıyoruz.”

1960’larda, Batı ile Doğu Berlin’in ayrı olduğu dönemde, Batı’nın varsılları tarafından tercih edilmeyen, çöküntü haline gelmiş Duvar’a yakın Kreuzberg bölgesine yerleşir göçmenler. Önce eski binaları tekrar yaşanabilir hale getirirler. ”Çok-kültürlü” bir hayat inşa edilir zaman içinde. Sonrasında, ‘modern’ sosyal konutlar projelerinde yaşamaya başlarlar. 80’lerde mahalleye öğrenci ve solcular yerleşmeye başlar. Ve son olarak, Berlin’in genelinde de hissedilen kira artışı ve dönüşüm baskısını da besleyen ‘expat’ ve turistler eklemlenirler.

1980’lerde katılımcı planlama çağrısı

Talepler neler?

Kiracılar hareketi ivedilikle Projeler (Großsiedlungen) olarak adlandırılan, devlet desteği alan ancak mülkiyeti özel şahıs ve firmalara ait, toplu konutlarda yaşanan kira artışlarının durdurulmasını ve işletme giderleri dışındaki kira bedelinin metrekare başına 4 avro ile sınırlandırılmasını talep ediyorlar.

Sorunun temel çözümü olarak da sosyal konutların Belediye’ye devrini, yani gerçekten kamusal güvence altına alınmalarını istiyorlar. Bugüne kadar ödedikleri fazladan kiraların da kiracılara geri ödenmesini talep ediyorlar.

Ayrıca sorunun önemli bir boyutu olarak gördükleri esnek emek piyasası ile ilgili de beklentileri var. İstihdamı teşvike dayalı sosyal yardım politikalarına geçen Almanya’da, aynı zamanda kira yardımı da yapan İş Bulma Kurumu (Jobcenter), metrekare kira bedelini eski fiyatlar üzerinden hesapladığı için son yıllarda yaşanan kira artışlarını verdiği yardımlara yansıtmıyor. Haliyle yardım ve gerçek kira bedeli arasındaki makas açıldıkça, yoksullar için de sürgün yolu açılmış oluyor. Bunlara ilaveten aktif olarak sosyal yardım alanlara ‘kentin dışında daha ucuz kirası olan semtlere taşının’ diye baskı yapılıyor. Yoksullara, sopa gösterir gibi, çok düşük ücretler karşılığında yapamayacakları işlere zorlayan özel istihdam büroları ile sözleşme imzalamaları telkin ediliyor. Kiracılar hareketi, Jobcenter’in sosyal konutlarda oturanların daha düşük kiralı yerlere geçme konusundaki taleplerini geri almasını ve burada çalışan görevlilerin ırkçılık karşıtı bir eğitimden geçirilmelerini istiyor.

Mekânsal demokrasi

Hareketin merkezinde Krezuberg’in çoğu göçmen kökenli sakinleri bulunsa da farklı kentsel hareketler, siyasi gruplar ve akademisyenlerin katılımı ile çok geniş bir dayanışma ağı örülmüş durumda. Kotti&Co. mücadelesini takip eden akademisyenler yapılan eylemlerin aslında şehirlerin ‘varsıl gettosu’ haline gelmemesi, yoksulların da işsizlerin de öğrencilerin de yaşamasına imkan verecek, demokratik bir Berlin için çağrı niteliğinde olduğunu imzaladıkları bir metinle kamuoyuna duyurmuşlar.

Sonuçta Gecekondu’dan kolektif olarak yükselen, ”kent merkezinde yaşama hakkımız, mülkiyet ilişkilerinin ve piyasanın arz / talep eğrilerinin dışında tutulmalıdır” mesajı ile mekânsal demokrasi tanımı yapılmakta, ülkenin geneline ve uzak diyarlara umut veren bir direniş örneği sergilenmekte.

Bu yazı Express’in 134. sayısında yayımlandı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s