şehir düştü! bizanslı tarihçi francis’den istanbul’un fethi


29 Mayıs İstanbul’un fethinin yıldönümü. İnsanlar şehrin farklı noktalarında, Başbakanın da katılımıyla bu günü görkemli bir şekilde kutlayacaklar. Mehteren takımı marşlar çalacak, Fetih temalı konuşmalar yapılacak, okullarda öğrenciler yazdıkları kompozisyonları okuyacak, Türklüğümüz, Osmanlı geçmişimiz, ‘ecdadımız’ ile gurur duyacağız. ‘Kahpe Bizans’ı, ‘imanımızla’, ‘hak yolunda’ yendiğimizi bir kere daha haykıracağız. Bugün, Ağaoğlu’nun Fetih temalı Maslak 1453 Projesi hukuku hiçe sayarak yükselmeye devam edecek. Tam da bugün Fetih’in yıldönümü olduğu için, 2 milyon ağacın kıyımına sebebiyet verecek 3. Köprü’nün temel atma töreni, Başbakan tarafından gerçekleştirilecek. Fetih’in mirasını ve bayrağını taşıyanlar, İstanbul’u bir kere daha fethettiklerini ilan edecekler. Fetih ile kastedilenin, özü itibariyle silahlarla savaşarak başkasına ait bir yeri zorla ele geçirmek olduğunu pek aklımıza getirmek istemeyeceğiz. Fetih için dökülen kanlar ve sonrasında gerçekleştirilen yağma, yıkım ve tecavüzleri de göz önünde bulundurduğumuzda, ‘görkemli Fetih kutlamaları yerine edebli anma etkinlikleri daha insani, daha vicdanlı olmaz mı?’ diye soran da pek çıkmayacak… İşte tam da bu sebeble, ‘zafer sarhoşluğundan’ ayılmak için, Fetih sırasında kalenin öbür tarafında kuşatmayı izleyen, tarihin tanıklarından birine, Yeorgios Francis*’e kulak verelim:

…Salı günü, 6961 (1453) yılının Mayıs ayının 29’unun saat günün iki buçuğunda düşmanlar şehre tamamen hakim oldular. Esir düşenler yağmalanıyor, karşı koyanlar ise kılıçtan geçiriliyorlardı. Bazı bölgelerde, cesetlerle kaplandığı için, toprağı görmeye imkan yoktu. Görüntünün korkunçluğunu, duyulan bağrışma ve ağlaşmaları, her yaştan insanların esir alınmalarını, asil arhond kadınlar ile kendilerini Allah’a adamış genç kızların saçlarından çekilip Türkler tarafından acımasızcasına kiliselerin dışına sürüklenişlerini ve çığlıkları ile feryatlarını, çocukların inleme ve ağlamalarını, kutsal mabetlerin yağmalanmaları, tüm bu korkunç şeyleri kim anlatabilir ki?

İsa’nın kutsal vücudu ile kanının toprağa saçılıp dökülüşü ve kutsal kaplarının parçalanışı veya yağmalanışı, aynı muameleye uğrayan mücevherler ile altın ve gümüş ve de değerli taşlarla bezenmiş kutsal ikonaların ayaklar altında çiğnenişleri ile (onlardan) masa ve yatak yapılması, ipek ve altından yapılmış kutsal giysilerin beygir örtüsü olarak kullanılmaları, bazılarının bunların üzerinde yemek yemeleri, kutsal emanetlerdeki incileri yağmaladıktan sonra onları ve azizlerimizin kutsal cesetlerini yere saçıp çiğneyişleri görülecek bir şey idi.

İsa düşmanları, bunlardan başka daha pek çok feci günah işlemekte idiler. İsa efendim, senin bilge düşünce ve kararların nasıl da insanın aklının sınırlarını aşıp da geçiyor!

Yeryüzünde bir gök, Allah’ın yüceliğinin tahtı, Heruvim meleklerinin arabası ve ikinci bir sema, Allah elinden çıkmış bu hayret verici eser, tüm dünyanın gururu, güzelden de güzel olan o kutsal ve kocaman mabet Ayia Sofia’nın görülmesi gerekti. Kutsal Bölüm’ün içinde ve Kutsal Masa’nın üstünde yiypr ve içiyor, ve de, ondan da korkunç, kutsal sunakların üstünde kadınlar, genç bakireler ve de çocuklarla günahkar düşünce ve arzularını doyuruyorlardı. Kutsal mabet, gözyaşlarını sana kim dökmeyebilir ki?Her tarafa kötülük yayılmış, ve herkes acı içinde idi. Evlerde ağlaşma ve gözyaşları, sokaklarda çırpınışlar, kiliselerde acı feryatlar, erkeklerin iç çekişmeleri, kadınların ağıtları, esir alınmalar, zorbalıklar ve tecavüzler…

*Yeorgios Francis, dünyanın önemli olaylarından birinin, İstanbul’un Türkler tarafından fethinin ‘görgü tanığı’dır. Bizans’ın son imparatoru Konstantin’in sadık adamı Francis, sevgili şehrini fetheden ‘imansızlar’a karşı nefretine rağmen olayların nesnelliğini görmez hale gelmemiş, hem tarafı hem de tanığı olduğu ölüm-kalım kavgasının hikayesini bugün bizler için değerli bir bilgi kaynağı olacak şekilde yazabilmiştir. (Şehir Düştü! Bizanslı tarihçi Francis’den İstanbul’un Fethi, İletişim Yayınları, 1992)

Reklamlar

şehir düştü! bizanslı tarihçi francis’den istanbul’un fethi” üzerine 2 yorum

  1. Yunan kaynaklarında bunun gibi hikayelerin onlarcasına ve vahşisine rastlayabilirsiniz. Ama güneş balçıkla sıvanmaz. Bunun yerine, İstanbul’un kaybettiği fetih ruhundan ve maruz kaldığı kapitalist işgalden dem vursaydınız daha makul ve rasyonel bir iş olurdu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s