kore’nin santorinisi: bir gecekondu iyileştirme projesi


Santorini belki de en bilinen, en turistik Yunan Adaları’ndan biridir. Ege Denizi’ne yukarıdan bakan tepeler boyunca, kıvrımlı dar sokaklar etrafında uzayan, renkli çatılı küçük beyaz evler ve yel değirmenleri bu adayı imgeler. Güney Kore’nin resmi turizm internet sitesi ülkenin 2. büyük şehri Busan’da yer alan bir mahalleyi, hem tarihi İnka şehri Machu Piccu’ya ve Lego’dan yapılmış bir oyuncak şehre, hem de Santorini adasına benzeterek tanıtıyor.

Santorini_Fira4_tango7174

 

İşin ilginç tarafı, Santorini’ye benzetilen Gamcheon 2-dong bir gecekondu mahallesi, Korece söylersek bir ‘binmingul‘ mahallesi. Brezilya’nın Favelaları veya İstanbul’un Gecekonduları gibi, şehrin zorlu dik yamaçlarında kurulmuş eski bir ‘getto’, uzun yıllar yoksullukla anılmış ve fiziki formunu korumuş bir yerleşim yeri. Başta çabucacık kurulan teneke evler zamanla daha sağlam yapılara evrilmiş olsa bile, özünde gecekondu mahallesi özelliklerini korumuş.

Gecekondu

Aslında bütün Gecekondu mahalleleri gerçekten de biraz Santorini’dir: Küçük parseller, düşük kat sayıları, yoğun yapılaşma, dar sokaklar, benzersiz bir toplumsallık, topografya ile kurulan organik ilişki… Formel planlama ve mimarinin kurduğu statik mekan ve şehirlerin aksine zamanla evrilen dinamik şehri gösterir Gecekondular. Kullanım ve ihtiyaç tasarımı belirleyen temel öğelerdir. Mekanı içinde yaşayanların şekillendirmesi açısından sınırsız bir imkanı barındırırlar.

gamcheon_cultural_village_7Gamcheon 2-dong işte böyle bir yerleşim yeriymiş. 1950’lerde Kore Savaşı’ndan kaçan ve belli bir dini azınlık grubuna üye mülteciler Busan’ın tepelerine yerleşmişler. Zamanla onlara başka yoksul göçmenler de katılmış. Mekanda, farklı yerlerde doğmuş mülteci ve göçmenler farklı özellikler içeren hayatları ile kültürel açıdan özgün bir yerellik örmüşler. ‘Kore’nin Santorinisi’ olarak anılmasına yol açan sebeblerden başlıcası rengarenk yapıların oluşturduğu manzara. Renk çeşitliliğine imkan veren de aşırı yoğun bir şekilde, küçük parsellerde gerçekleştirilmiş düşük katlı yapılaşma. Şehir planlaması açısından bu yerleşim yerinde geçerli olan (ve de yazılı olmayan) tek kural ‘kimse kimsenin manzarasını kesmemeli‘ymiş.

Aslında buraya benzer Gecekondu mahallelerini birçok yerde bulmak mümkün. Bu örneği ilginç kılan noktalardan biri, Türkiye’de kestirmeden ‘çarpık’, ‘kaçak’, ‘işgal’ ile birlikte anılarak plansızlık ve kanunsuzluk vurgusu ile kötülenen gecekondunun ‘Santorini’ gibi ‘olmak/gidilmek istenen’ bir yer ile ilişkilendirilerek olumlanması. Ayrıca bu örnek, Kore ve Türkiye’yi ortaklaştıran, büyük imar faaliyetlerine dayalı kalkınma modeli ve bu modelle ilişkili enformel olarak gelişmiş yerleşim yerlerinin tek tip kentsel dönüşüm projelerine tabi tutulması anlatısının dışında kalmakta.

Güney Kore gecekondusu sanat ile iyileştiriliyor 

gamcheong_cultural_village_busan_1Gamcheon’un ‘Santorini’ benzetmesi ile anılan kentsel formunu üreten toplumsal öznellik, diğer birçok örnekte olduğu gibi, yıkıcı ve tepeden-inmeci modernlik ile parçalanmıyor. Aksine buna sahip çıkılıp, yine çok tanıdık bir strateji ile, Gecekondu iyileştirme (Slum upgrading) projesi ile destekleniyor. Radikal bir müdahale yerine daha yumuşak ve özenli bir sağlıklaştırma stratejisi izleniyor. Bunun için araç olarak da sanat devreye giriyor.

2009 senesinde Kültür, Spor ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde başlatılan ‘Busan’ın Machu Picchu’sunu Hayal Etmek’ adlı proje ile mahalleyi ‘yaratıcı bir yerleşim alanına’ dönüştürmek amaçlanmış. Bunun için de önce sanatçılara duvar resimleri ve sokak sanatı işleri yaptırılmış. Sonrasında atıl ev ve sokaklara küçük galeri ve renkli patikalar ile ‘dokunulmuş’. Labirent gibi dar sokaklar, dışardan gelen ziyaretçiler yönlerini bulabilsinler diye, renkli oklarla boyanmış. Sanatın turizmi teşvik edeceği, turizmin de yerelin gelişmesine katkı sunacağı öngörülmüş. Dün şehrin haritasında bile yer almayan gecekondu mahallesi bugün yılda 100.000 turistin geldiği, El Cezire televizyonuna haber olan, sanat ile anılan bir yerleşime dönüşmüş.

Aslında benzer dönüşüm hikayelerini özellikle Batı şehirlerinin tarihi kent merkezlerinde yer alan yoksullaşmış mahallelerinden biliyoruz. Buraların daha varsılları ikame edecek biçimde, zaman içinde dönüşümünde sanat ve sanatçıların öncü (ve birçok durumda kasıtsız) rolü ‘gentrification/mutenalaştırma/soylulaştırma’ çalışmalarında tartışılmıştır. Çok kabaca ve özetle açıklarsak, ‘çöküntü’ alanında yaşamaya başlayan kültürel sermayesi yüksek gruplar buraların daha varsılların nezdinde ‘façasını düzeltirken’ cazibesini de yükseltir. Yüksek rant arayışındaki gayrimenkul proje geliştiricileri ve yatırımcılar bu sürece eklemlenerek tekil veya kümelenmiş binaları ele geçirip yenilerler. Sonucunda artan emlak değerleri ve kiralar ile baş edemeyen kent yoksulları yerlerinden edilirken sanatçılar da buraları terk etmek zorunda kalırlar.

Güney Kore’nin Santorinisi’nin yaşayanları yerlerinden edecek bir mutenalaştırma stratejisinin hedefi mi yoksa toplumsal gelişme odaklı bir iyileştirme projesi örneği mi olduğuna dair an itibariyle yeterince bilgi yok. Ancak her halükârda takibe değer bir süreç yaşadığı açık. Türkiye’de gerçekleşen mahallelerin topyekün yıkımı ve yerel yaşantıyı yok eden ‘modern’ apartman bloklarının inşasına dayalı kentsel dönüşüm örneklerinin ‘vahşiliği’ düşünüldüğünde, Gecekondu’nun Kore örneğindeki gibi korunarak iyileştirilmesi başlı başına (politik) bir alternatife işaret ediyor.

 

http://vimeo.com/53392523

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s