bir zamanlar anadolu’da


Mudurnu ismini çok duyduğum, ama yolumun hiç düşmediği yerlerden biriydi. Saray helvası ve Mudurnu Piliç markasının ötesinde de burayla bir tanışıklığım yoktu. Bolu Dağları’nda geçirilen zamanı fırsat bilip, altı üstü 5000 kişinin yaşadığı Mudurnu Merkez’e kısa bir ziyarette bulunmaya karar verdim.  Bolu’ya bağlı Mudurnu’ya ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’ tadında pitoresk bir yoldan geçerek varıyorsunuz. Sizi önce Mudurnu Saray Helvası sonra da eski ‘ihtişamlı’ günlerinden çok uzaklarda olduğu belli Mudurnu Piliç Fabrikası karşılıyor.

Kasaba merkezine gelir gelmez Anadolu’nun küçük ama son derece karakterli bir noktasında olduğunuzu anlıyorsunuz. Burası ismini Bizanslı bir prensesten alan tarihi bir kasaba. Cumartesi kurulan pazar Mudurnu’yu civar köyler ve yerli turistler için bir çekim merkezi yapıyor.

2000’lerin başlarında Mudurnu Piliç’in iflası yörenin ekonomisini fena halde etkilemiş, Mudurnulular da kentin tarihi mirasını krizden çıkış için değerlendirmeye başlamışlar. Şehir ortasından geçen deresi, iki yanında yükselen dağları, yemyeşil doğası, tarihi eserleri, kent müzesi, tescilli yapıları, tarihi çarşısı ile kesinlikle gidip görülesi, en azından içinden geçilesi bir yer. Hele cumartesi ziyaret ederseniz kendinizi capcanlı bir kasabada bulacağınız garantili.

Bu tarihi kasabaya, diğer yüzlercesi gibi, TOKİ’nin elinin değdiğini ‘3. Etap Toplu Konut Projesi’ ilanını görünce tabi ki farketmiş bulundum ve hemen meraklandım. TOKİ’nin niteliksiz mimarisi, bulunduğu çevreden ve hayattan kopuk, bağlamsız projeleri düşünüldüğünde böylesine karakterli bir yere nasıl bir proje ‘kondurduğunu’, her ne kadar tahmin etsem de, görmek istedim.

600 yıldan eski Yıldırım Beyazıt Camii’nin hemen arkasında yer alan yön tabelasında sıralanan ‘Kent Müzesi’, ‘Mudurnu Korunması Gerekli Sokak Sağlıklaştırması Uygulama Alanı’ gibi yerlerden biri de ‘1. ve 2. Etap TOKİ Konutları’ydı. Artık TOKİ’ler Türkiye’de coğrafi bir gerçeklik; ‘Adliye’, ‘Müze’, ‘Hastane’ gibi yönlendirme tabelalarında yer alan bir kategori halini almış durumda.

Kısa bir araba yolculuğunun ardından, bu ufacık kasabanın artık ‘bittiği’ noktada sıralı TOKİ blokları sizi karşılıyor. En fazla bir düzine kadar 4’er katlı apartmanlar, araba parkları, küçük bir okul ve ‘TOKI’s CAFFEE’ den oluşan bu yere ‘yaşam alanı’ demek pek mümkün değil. Zaten etrafta da bir ‘canlıya’ rastlayamadım.

‘Küçük Kasaba’nın küçük banliyösünün sakinleri muhtemelen güzel, canlı bir cumartesi geçirmek için bir kaç kilometre ötedeki kasaba merkezine gitmişlerdir’ diye aklımdan geçirdim. Mudurnu’nun TOKİ’si ile kent merkezi arasındaki kontrast çarpıcı. Bir tarafta, canlı sokaklar, kiraz ağaçları, belediye hoparlörlerinden yapılan anonslar, çeşitli fonksiyonlarda mekânlar, nitelikli yapılar ve yüzyıllar içinde örülmüş bir kasaba hayatının sahiciliği, diğer tarafta yapay, düşsüz, boğucu bir banliyö hayatının ilk adımları yer almakta sanki. Hemen yüz metre kadar ileride yer alan inşaattan TOKİ konutlarının sayısının artacağı, Mudurnu yaşamının TOKİ’leşmeye devam edeceği anlaşılıyor.

Reklamlar

bir zamanlar anadolu’da” üzerine 3 yorum

  1. TOKİ kasaba kasaba boğuyor bu ülkeyi. Kapı önleri çöp ve ayakkabı yığılı, mutsuz insanların yaşadığı ne estetik ne de pratik değer içermeyen apartman yığınları… “Kat karşılığı müteahhit”in Alien’la evliliğinden doğan oğlu..

  2. Bir plancı olarak öğrencilik hayatımdan meslek hayatıma kadar belki de değişmeyen tek düşüncem şuydu: “Ülkede konut açığı yok, ülkede nitelikli konut açığı var”.
    Bu yüzdendir ki TOKI’nin faaliyetlerini kabullenmek çok zor. Hem konut tipolojisini hem de insanları sosyal hayattan soyutlayarak sanki seri katil yaratacaklarmış gibi kent merkezinden uzaklara, en verimli arazilere yapılarını kondurarak belki de çoğu meslektaşlarımın tepkisini almaktadır.
    Belki de bu kadar niteliksiz konut yapacaklarına, her kentin veya kasabanın kimliğine uygun, mimarisine ve dokusuna uygun yapılar inşa etse, hem nitelikli konut çerçevesine hem de kent kimliğine uygun adımlar atılsa insanlar daha refah ve huzurlu olabilirler.

  3. Toki Mudurnu’nun ilerisine, Göynük’e de el atmış; Göynük mimarisine ‘gönderme’ yapan beton blokları ile..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s