teras bahçesi mi yeşil çatı mı?


Teras veya kat bahçesi‘ marka konut projelerinin son gözdesi pazarlama araçlarından. Büyük rekabet yaşanan emlak sektöründe farklılaşma için artarak kullanılmakta. Genel motif, doğadan giderek kopan, arşa doğru yükselmekte olan rezidans insanlarının ayağına, daha doğrusu evlerinin balkonuna, doğayı getirmek. Doğa ve yeşil, diğer herşey gibi bir hayat tarzı bileşenine, tüketim tercihi nesnesine, projelerin artan hizmet/nitelik kataloğu seçeneğine indirgeniyor. Doğal ve sosyal çevreden yabancılaşmanın antidotu olarak kendine yabancılaşmış bir doğallık sunuluyor yeni kentin kentli tüketicilerine.

İstanbloom Projesi

Yeşil çatı‘ ise dünyada ekolojik şehirleşme için artarak teşvik edilen bina ölçeğinde uygulamalara verilen ad. ‘Yeşil çatı’ birçok şehirde pazarlama aracı yerine kent politikası olarak, yatırımcı/tüketici tercih dinamiklerinin ötesinde zorunlu bir şekilde uygulanmakta. Yeni yapılan, belli bir metrekare’nin üzerindeki her yeni sanayi/konut/ofis/ticari inşaat projesinin çatılarının belli bir yüzdesi ‘yeşil organik örtü’ ile kaplanması, yağmur sularının toplanarak sistem içinde tekrar değerlendirilmesi imar yönetmeliklerinde yer almakta. Yani tercihin ötesinde, birçok durumda yatırımcıya ‘külfet’ bile olabilecek bir mevzu.

Bu çatıların bir kısmı o bina kullanıcıları tarafından erişilebilir vaziyette olabilmekte: kentsel tarım, arıcılık, dinlenme, hobi bahçesi gibi fonksiyonlar için kullanılmakta. Büyük bir kısmı ise erişilebilir olmasa dahi tamamen sistemin kendi içsel / ekolojik artı değerinden ve mevcut yönetmelikler sebebiyle yeşillendirilmiş durumda.

‘Yeşil çatı’nın faydaları saymakla bitmez: ısı yalıtımı sağlayarak enerji ihtiyacını azaltır; kentsel/bölgesel ısı adacıklarını ferahlatır; yağmur sularını toplar ve su tasarrufu sağlar; havayı temizler; karbon salınımını azaltır; doğayı ve biyolojik çesitliliği yapılı çevreyle buluşturur; kentsel tarımı teşvik ederek gıda güvenliği konusunda yeni imkanlar sağlar, vb.

‘Yeşil çatı’yı emlak sektörünün gönüllü olarak uygulayacağı ekolojik soslu pazarlama aracı olmaktan çıkartır ve bir kent politikası haline getirirseniz, kentin ‘renginin’ kuşbakışı 10 yıl gibi bir zaman aralığında nasıl değişebileceğine dair bir çalışma Toronto Şehri için yapılmış. Dönüşüm potansiyeli muazzam:

Yerli iyi örneklere de rastlamak mümkün. Örneğin Balıkesir’de iki çatı katını bir köprü ile birleştirerek 780 metrekarelik bir alanda kent tarımı yapan ‘Alamancı’ Nuri Amca karpuz, kiraz, üzüm, salatalık yetiştiriyormuş. Almanya dünyada yeşil çatı uygulamalarının en gelişmiş olduğu ülke konumunda. Nuri Amca da Almanya’da görmüş, ‘teknoloji transferini’ yerele adapte ederek başarı ile gerçekleştirmiş. Bitirirken Balıkesir Belediyesi’ne bir tavsiyede bulunalım: Nuri Amca’yı danışman olarak alsınlar ve iyi bir yerel yeşil çatı politikası geliştirsinler. Kim bilir belki ülkenin ‘Marka kentleri’ arasında kendilerine ufaktan bir yer açabilirler…

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s