beyoğlu’nda gezersin çukura takılıp düşersin


İstiklal Caddesi’nde yürümek öyle herkesin altından kolaycana kalkacağı bir aktivite değil. Hadi Cadde’yi omuz omuza arşınlayan günlük 2 milyon ziyaretçi arasından sıyrılmayı başardınız, bir aşağı bir yukarı volta atan son model zabıta arabalarının altında da kalmadınız, peki son derece sofistike bir bubi tuzağı gibi kilometrelerce uzayan parke taşlarını ne yapacaksınız?  Kırık dökük döşemeler, derin çukurlar, içinden çamur fışkıran oynak granit taşlar ile sizi tercih şansı bırakmadan içine alan etkinlik yürüme değil, olsa olsa kent safarisi.

Bu safaride başarılı olmak için hazırlıklı olmalısınız. İdeali, sağlam bir çizme giymek, açık algılar, ve sürekli etrafı kollayan gözlerle yavaş yavaş yol almak. Aceleniz varsa, bir çılgınlık edip topuklu ayakkabı giydiyseniz, veya çocuk puseti ile yol alıyorsanız, işiniz oldukça zor. Peki, hani İstanbul’da aslında ‘yoklar’ ama, mesela görme engelli iseniz ve şehrin nadir ‘yaya’ caddelerinden İstiklal’de ‘güvenle’ yürümeye kalkasanız ne olur?

Sorunun cevabını vermeden bu ‘tuzağın’ sebeblerine bir bakalım. Anladığımız kadarıyla sorunun temelinde alışık olduğumuz bir ‘temelsizlik’ problemi yatıyor. Bonkör bir sözleşme ile ihale edilen, gerekli fizibilite çalışmaları yapılmadan ve altyapısı öncelikli olarak ele alınmadan, ‘güzelleştirme’ amaçlı günü kurtaracak ‘kaplama’ döşeme projeleri, sık sık ve sürekli, sorun olarak karşımıza çıkıyor. Bu sorunu farkeden Büyükşehir Belediye Başkanı, bu sefer İstiklal Caddesi’nin sadece taşlarının, yani üstyapısının, değil altyapısının da değişeceğinin müjdesini verdi. AR-GE departmanları ‘hiç’ kırılıp dökülmeyecek bir kaplama da geliştirmişler. Bu kalıcı çözüm uygulanana kadar günü kurtarmak için bir süredir boşlukları doldurma şeklinde ‘yama’ çalışması Cadde boyunca gerçekleştiriliyor. Yani, oynak taşlar kaldırılıyor, altı betonlanıp, üstüne yama yapılıyor. Peki, kaldırdığınız taşın yerine yenisini hemen koymazsanız, veya etrafını güvenlik şeridi ile çevirmezseniz ne olur? Soru kolay oldu, peki bu soruyu bir önceki soru ile birleştirerek tekrar sorsam: görme engelli bir insan evladı, Belediye’nin yama çalışması için açtığı ve öylecene delik deşik bıraktığı yolda yürümeye kalksa ne olur?

İşte zorlaştırdığımız sorunun cevabını, ne yazık ki bu sabah şahsen gözlemledim. Oda Kule’nin biraz ilerisinde açılmış olan fotoğraftaki çukura bir vatandaş takılıp düştü. Uzaktaydım, uyaramadım, sinirlendim, önce kendime, sonra belediyeye.

‘Küresel Kent’ İstanbul’un ‘Marka’ İlçesi Beyoğlu, süpersonik hızda yatırım çekiyor, her geçen gün ‘nezihleşiyor’, eski mahallelerinin üstünde konsept projeler yükseliyor. Alışverişin kalbi artık burada atıyor. Bütün ilçe turistler için yeniden yapılandırılıyor. Ama adını koyalım: bu markanın ‘vizyonu’ yatırım odaklı, insan değil. Açtığı çukurun etrafını güvenlik şeridi ile çevirmemek, hem de bu kadar görünür bir merkezde, sorumsuzluk ve vicdansızlığın ötesinde suç (olmalı). Bırakın Babil Kulelerini dikmeyi, İstanbul’u Kuzey Kutbu’na bağlayacak Kanallar açmayı, dünyanın hatta kainatın yeni finans merkezi olmayı falan…

Engelsiz bir İstanbul mümkün mü, ondan haber verin?

Burada Engellendim sitesine kulak verelim:

Hayatın içerisinde varolma savaşımızı verirken biz, başkaları tarafından konan engellerle de baş etmeye çalışıyoruz. Bu engelleri ortadan kaldırmak için yürürlüğe giren 5378 sayılı kanunun gerekli düzenlemelerin yapılması için belirlediği son tarih olan 7 Temmuz 2012’ye kadar eksiklerin tamamlanması için sesimizi duyurmayı amaçlıyoruz.

5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 07 Temmuz 2005 tarihli ve 25868 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanunun geçici 2. maddesi hükmü uyarınca; kamu kurum ve kuruluşlarına ait mevcut resmi yapılar, mevcut tüm yol, kaldırım, yaya geçidi, açık ve yeşil alanlar, spor alanları ve benzeri sosyal ve kültürel alt yapı alanları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılmış ve umuma açık hizmet veren her türlü yapılar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi yıl içinde özürlülerin ulaşabilirliğine uygun duruma getirilmesi öngörülmüştür. Öngörülen süre 07 Temmuz 2012 tarihinde sona erecektir.

 

Reklamlar

beyoğlu’nda gezersin çukura takılıp düşersin” üzerine bir yorum

  1. Beyoğlu, Beyoğlu olalı böyle rezalet görmemiştir..Bu ne kepazelik arkadaş..Balicilerinden, hırsızlarından, kapkaççılarından dilencilerinden bıktığımız yetmiyormuş gibi, birde caddenin halinin rezilliği içler acısı..İnsanlar iki adımı rahat rahat atamaz oldu artık, taşlarının kırıklığımı dersin, altındaki suları insanların üzerlerine sıçratan Aşşağılık araç kullanıcılarımı dersin her türlü rezalet mevcut..

    Kabahat buraları bu hale getirenlerden ziyade, bu halde olması için elinden geleni yapan biz saçmenlerde, parolaları “Güzel Beyoğlu” güya..”Rezil Beyoğlu” daha isabetli olurmuş..Birde vatandaşa verdikleri cevaba bak…” Yollarla Büyükşehir Belediyesi ilgileniyormuş..Özürleri kabahatlerinden büyük…Al birini vur ötekine.. söyleyecek kelime çok da, buraya hepsini sığdırmak zor..Ayıptır.

    Herkesi duyarlı olmaya davet ediyorum..Trafiğe yasak olan yolda Nostaljik Tramvay koymuşlar güya, Belediyenin ve Resmi araçların geçiş güzergahı olmuş durumda İstiklal Caddesi..Orada İnsanlar rahatça dolaşıncaya kadar daha kaç kişinin ayağı kırılacak veya üstü başı rezil çamur içinde kalacak…

    İnşallah bizi buralarda bu şekilde yürümeye layık gören kişilerin, kendilerinden bir veya birkaçının başına gelirde akıllarını başlarına alırlar..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s