hazzo pulo pasajı: 1965 – 2012 – 2023?


Kentin bellek mekanlarından Hazzo Pulo (Haco Pulo) Pasajı 140 yıldır hayatta. İstanbul’dayken en yakın dostlarımla en sık uğradığım yerlerden biri. 1965 yılında çekilmiş Charles Cushman’ın Pasaj fotoğrafını görünce heyecanlandım. Pasajın dünü ve bugünü aşağıdaki fotoğrafta, muhtemel yarını ise geçen ay Mesele Dergisi’nin yaptığı röportajda

Geçtiğimiz ay Hasan Bülent Kahraman Sabah gazetesinde bir yazı  yazdı ve Beyoğlu’nun 25 Kuruş’a bira içenlere bırakılamayacağını söyledi. Belediye yönetiminin içki tüketimini azaltan masa ve sandalyelerin kaldırılması gibi uygulamaları da göz önüne alındığında, muhafazakârlık ve kapitalizmin bu kol kolalığı kentsel dönüşümün temel karakteri haline gelmiştir denebilir mi?

Alkol meselesi önemli tabi ama Beyoğlu’nda temel mesele olduğunu düşünmüyorum. 25 kuruşa çay içilen yerler de şuan ki idare tarafından ‘yeni’ Beyoğlu’nda tercih edilen yerler olmayacaktır. Sınıfsal boyut daha önemli gibi. Hazzapulo Pasajı (Danışment Geçidi) mesela, ucuza çay kahve içilen bir yer, kitapçılar, küçük esnaf, zanaatkarlar vs., herhalde İstiklal Caddesi ve çevresinde en keyif aldığım mekanlardan biri. Hem Kahraman hem de Belediye, buranın, altında gurme lokantası / barında 25 TL’ye bira satılan bir butik otele dönüşmesini tercih edeceklerdir diye düşünüyorum. Büyük ihtimalle de bu dönüşümü göreceğiz çok yakın bir zamanda. Aslında muhafazakar bakış açısı ile Beyoğlu’nun belli yerlerinin, ‘Red Light District’ gibi, tanımlanmış, sınırlanmış, kurtarılmış veya kaybedilmiş bölge, kent içi adacıklar şeklinde tutulması tercih edilir (Fransız / Cezayir Sokağı örneğinde olduğu gibi). Ama mesele, en başta da belirttiğim gibi, artık buranın değer artışı için ideal bir yer olması. Sık sık bunu dile getiriyorlar zaten, işte Beyoğlu hak ettiği değeri buluyor diye. Kapitalizm / muhafazakarlık ilişkisi, Beyoğlu’nda belki en net kendini, disipline etme, kontrol etme, apolitize etme şeklinde gösteriyor. İşte Taksim Yayalaştırma Projesi’ni ele alalım: Artık başka ülkelerde tedavülden kalkmış, kent merkezinden yer altı otomobil transit yolları geçirme gibi,  böylesine bir projenin çok önemli bir sonucu, açılan tüneller yüzünden Taksim’e yaya çıkışının çok ciddi anlamda sınırlandırılması olacak. Bir yandan da Gezi Parkı’nın AVM’leştirilmesi sonucu ortada kabak gibi kocaman bir meydan kalacak. Moskova’da da şehrin siyasi gösteriler için en önemli meydanını, Manezhanaya Meydanı’nı namlı belediye başkanı, Yury Luzhkov bir yer altı AVM’ye (Okhotniy Ryad) çevirmişti, ama üstünü de kentsel mobilyalar, dolambaçlı tasarımlarla öyle bir şekle sokmuştu ki artık burada toplanmak imkansız hale gelmişti. Taksim Meydan Projesi bana fazlasıyla bu dönüşümü anımsatıyor. Yakınlarda, literatürde GONGO denen, Beyoğlu’nun bir hükümet güdümlü STK’sının başkanı ve aynı zamanda emlak yatırımcı bir kişi, işte ne güzel Beyoğlu dönüşüyor, ah bir de valilik şu eylemcilere uzaklarda bir yer ayarlasa da işlerimiz engellenmese gibisinden bir açıklama yapmıştı. Yani bu açıdan evet, neo-liberal polis devleti için kentsel dönüşüm önemli bir araç.

Reklamlar

hazzo pulo pasajı: 1965 – 2012 – 2023?” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s