yalan rüzgarı diye bir dizi, Sulukule diye de bir yer vardı…


Fatih Belediyesi, İBB ve TOKİ’nin ortak yürüttüğü Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri Yenileme Projesi iyice ortaya çıkmaya başladı. Başkan Mustafa Demir de basına bu ‘güzelim’ projenin son halini göstermiş, değişimi görüp şaşıran basınımız da bugün ‘Sulukule Villaları’ diyerek bu PR etkinliğini manşetlerine taşımış. Kimse kimseyi kandırmasın, Sulukule’de neler olup bittiğini, o villaların nasıl yükseldiğini, kimlerin orada oturacağını yedi düvel biliyor. Bilmiyenler de bir zahmet google’a ‘Sulukule’ yazsın ve karşısına her bir dünya dilinde çıkan binlerce haberden, yüzlerce fotoğraf ve onlarca videodan istediğini okusun, izlesin. Bilgi çokluğu içinde kaybolacaklar da aşağıdaki harita ve videolara bakabilir.

Açık konuşalım, Sulukule Projesi bir kentsel sürgün projesiydi. Yoksul Romanlar devletin elindeki bütün imkanlar kullanılarak yaşam alanlarından sürüldü, malları üzerinden birilerinin zenginliğine zenginlik katıldı. Bırakın İstanbul ve Türkiye’yi belki de Dünya genelinde, kentsel adaletsizliğin en tanınan bilinen örneklerinden biri, 12 milyon İstanbullunun gözleri önünde bütün çıkartılan ses, ve yapılan çözüm üretme faaliyetlerine rağmen yaşandı. Ne onlarca üniversitesi yüzlerce profesörü,  ne AB’si ABD’si, ne de BM’si  hiç bir güç bu muktedirleri baş koydukları yoldan döndüremedi. Defalarca ‘bakın sizin yolunuz yol değil’ dendi. Ülkenin ve dünyanın en saygın üniversitelerinden akademisyenleri, ve daha bir çok uzman ve Sulukulelisi ‘gelin Sermaye ve soylulaştırma için değil Sulukuleliler için başka bir yaşam kuralım’ dedi ama kendilerini dinletemedi. Hatta bu insanların bir kısmı çıktı ve ‘eyvallah kamunun görevini ben yapacağım ve Sulukuleliler için insani bir çözüm üreteceğim’ dedi ama yine olmadı. Yüzyılların Sulukulesini villa, butik otel ve AVM yapmak için yıktılar, insanları mağdur ettiler, kentin 40 km dışına sürüp, hem de 21. yüzyıl ‘ileri demokrasi’ çağında, sonra da çıkıp ‘dünyanın en sosyal projesini’ yapıyoruz diye ortalarda gezindiler. Belediye başkanı şöyle konuşmuş:

Sulukule olarak bilinen bölgenin yenileme projesinin yüzde 80-85’i tamamlandı. Evler, 2012 yılının Mart ayına kadar çevre düzenlemesiyle,altyapısıyla hak sahiplerine teslim edilebilecek düzeye gelecek.

Peki o hak sahipleri kimlermiş onu da demiş mi acaba? Sulukule’nin asıl sahibi Romanlar mıymış? Yoksa çok başka yatırımcılar mı? Keşke gazeteciler bunları da sorsalarmış.

Bu projeyi yapmadan önce burada tenekeden, tenteden naylondan yapılmış evlerde insanlar hayat mücadelesi veriyorlardı. Altyapıları, elektrik, su ve kanalizasyon tesisatları yoktu. Böylesine sıkıntılı bir bölgeden şimdi rahat, tüm modern imkanların bulunduğu yeni bir kent oluşturuluyor. Evler klasik Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyan cumbalı evler. Bu evler için villa diyenler oldu. Villa değil bu evler, 65, 70, 90 ve 100 metre karelik daireler bunlar. Projeyi uygularken bölgenin yapısını bozmadık.

Sosyal devletin görevi değil mi yoksul vatandaşlarının sağlıklı koşullarda yaşam alanlarına kavuşmaları için çalışmak, verdikleri hayat mücadelesine destek olmak. İnsanların yoksulluklarını fırsat bilip yaşadıkları evlerden ve mahallelerden uzaklaştırmak, geçim kaynaklarından kopartarak yoksulluklarını daha da derinleştirmek hangi akla hizmet?

Osmanlı’dan bize intikal ettiği yapısını korumaya çalıştık. Sokak siluetleri, caddelerin eksenleri aynıyla muhafaza edildi. Klasik Osmanlı evleri, önde cumbaları arkada ortak kullanım mekanları var. Arka bahçeler genellikle komşular tarafından ortak kullanılan mekanlar, onu yaşatacağız burada. Otoparkından çevre düzenlemesine yeşil alanlarına kadar bir şehrin ihtiyacı olan bütün altyapılarını barındıran örnek proje burada hayata geçiriliyor.

İşte sihirli sözcükler, ‘klasik Osmanlı mimarisi’ ve ‘cumba’. Bu cumba ne acayip bir şeymiş arkadaş, sen kalk onlarca tescilli halis mulis ‘Osmanlı mimarisi’ evi yık, sonra da cumba da cumba. Bütün mücadelelere rağmen yıkılan tescilli bina sayısı nedir acaba? Keşke bu da sorulsaymış başkana.

Mülk sahipleri buraya geri geldiklerinde daha önce biçilen muhammen bedeli, inşaat maliyetinden düşüreceğiz ve evlerine geçtikten sonra kalan kısmını 180 ayda 15 yılda ödeyecekler. Yakın zamanda da hak sahipleri arasında kura çekimi yapılacak. Yani hangi dairenin kime isabet edeceği kura ile belirlenecek.

‘Tenekeden, tenteden naylondan yapılmış evlerde hayat mücadelesi’ veren insanlar nasıl olurda 15 yıl villa taksidi öder? Yoksa o taksidi ödeyecek mülk sahipleri çoktan Sulukulelilerin ellerinden malları toplamış yatırımcılar mı? Bırakın villa taksidi ödemeyi, 40 km ötede toplu konutlara gönderilen 300 aileden kaçı acaba TOKİ taksidi ödeyebilmiş? Aşağıdaki Sulukule Tahliye Sonrası Yerleşme Durumu haritasına bir bakın. Cevabı orada saklı. Bugün Taşoluk TOKİ Projesi’ne sürülen Sulukulelilerden geriye kimse kalmadı. Hepsi yeniden Sulukule’nin civarına dönmediler mi?

Son olarak bu ‘Sulukule Villaları’ neyin üzerinden yükseldi diye merak edenler 6 dakikalarını ayırsınlar ve Fatih Pınar’ın videosuna bir göz atsınlar derim:

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s