Afili Filintalar, Demirören AVM ve Virgin Megastore


En başta söyleyeyim, Afili Filintalar`ın Demirören AVM içinde yer alan Virgin Megastore`da düzenledikleri imza ve söyleşi günü en az Leyla ile Mecnun kadar absürd, Behzat Ç. kadar da trajik bir komedidir. Sanatçıların, yazarların, çizerlerin okuyucuları, takipçileri ile buluşmasına tabi ki diyecek bir şeyim yok. Sık sık buluşsunlar, eserlerini imzalasınlar, hayranlarını mutlu etsinler etmesine de bunu yapacak başka yer mi kalmadı diye sormaktan kendimi alıkoyamıyorum.

Yanlış anlaşılmasın bu ekip ile alıp veremediğim bir şey yok. Kendilerini şahsen de tanımıyorum. Aksine bloglarını, kitaplarını ve bazı üretimlerini severek ve yakından takip ediyorum. Örneğin, Emrah Serbes`in kitaplarından esinlenen ve arada sırada senaryosunu yazdığı Behzat Ç. dizisini sadece içindeki karakterler ve başarılı oyunculuk için değil, aynı zamanda başörtüsünden, tutuklu gazetecilere, gecekondu yıkımlarından gözaltında hayatını kaybeden göçmenlere aşağı yukarı bütün önemli toplumsal meseleleri ekrana taşıdığı için de beğenerek izliyorum. Ve biliyorum bu diziyi bu sebeblerle takip eden benim gibi bir çok izleyicisi var. Ya da Leyla ile Mecnun`da “kahraman bakkal” süpermarkete, zengin iş adamı kentsel dönüşüm projesi için mahalleliye karşı gibi mevzuların dizinin hikayesinde yer almasından dolayı ayrıca memnun oluyorum.

Afili Filintalar adıyla “markalaşmaya” çalışan ve adeta etraflarında bir kült yaratan bir grup oldukça yetenekli insanın bu markalarının arka planını nasıl doldurduklarını, ortaklaşmalarını sağlayan belli değerler olup olmadığını bilmiyorum. Ancak dünyaya bakışlarında bir yakınlık olduğunu tahmin ediyorum. Üretimlerini beğendiğim için de bu yakınlığa kıyısından köşesinden ortak olabileceğimi düşünüyorum. Bu düşünce ile de dolaysız olarak söyleyebiliyorum, bu etkinliklerinin tutulacak, açıklanabilecek hiç bir yanı yok. Nereden baksanız saçma sapan bir şey. Bu sonuca ulaşmak için de ne kent aktivisti olmanız gerekir ne de anti-kapitalist. Biraz sağduyu, vicdan ve akıl yeterli olacaktır. Ben kendilerine bir kaç soru sormak isterim:

Demirören AVM`de kitaplarını imzaladıkları mağazanın bulunduğu katın kaçak olup olmadığını kontrol etmişler midir acaba? Zira AVM mahkemelik, kentsel sit alanını hiçe sayan yükseklikte kaçak katlarının da gözden kaçması pek mümkün değil.

– Virgin Megastore`un açılışından çok kısa bir süre sonra İstiklal Kitabevi`nin kapandığından ve yerini bir D&R mağazasına bıraktığından haberleri var mıdır? İstiklal Kitabevi`nden hiç kitap almışlar mıdır?

– Demirören AVM`nin hemen yanında yer alan Emek Sineması`nın da kapalı ve akibetinin aynen komşusu gibi bir AVM dönüşümü yaşamak olduğunu bilmiyor olamazlar her halde. Hatta “Emek Bizim İstanbul Bizim” diyen aynen kendileri gibi kültür & sanat emekçileri ve İstanbulluların olduğunu, ve hatta bu insanların “Demirören Yıkılsın Emek Açılsın”da dediklerini duymamış olamazlar. Duymasalar bile, kendilerinden bir kaç ay önce bu “çılgınlardan” yüzlercesinin AVM`yi işgal ettiklerinin haberi gelmiş olsa gerek diye düşünüyorum.

– Peki imza etkinliklerinin afişinin yıkımı bekleyen Emek Sineması`nın kapısında da asılı olduğunu bilseler ne düşünürlerdi acaba?

– Son olarak bu kadar problemli ve gayri-meşru bir kentsel yapıyı, bu yapı içinde yer alan en az onun kadar sorunlu bir zincir tüketim mekanını ve bu mekanların daha genel anlamda temsil ettikleri kabaca “kapitalizmin en vahşi halinin kentsel yansıması” olarak tanımlayabileceğimiz durumu bir nevi normalleştirdiklerinin, meşrulaştırdıklarının ve “kente karşı işlenen suçlara” ortak olduklarının farkındalar mı?

Sorular uzar gider, belki bu kadarı bile fazla. Aslında bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu demek yeter. Ayrıca Mutlukent`in takipçilerinden de biliyorum, bu soruları ve benzerlerini soran, sorabilecek binlerce insanın var olduğunu. Çünkü küçük işletmelerin kapanmasını, her yere AVM`lerin açılmasını, bağımsız sinemaların yok olmasını, kentlerin sadece sermaye için dönüşümünü, zincir mağazaların yerel ekonomiye olan yıkıcı etkilerini mesele eden binlerce insan var. Ben aylar önce buradan bir boykot çağrısı yapmıştım. Afili Filintalar`dan bir özür, en azından bir açıklama umut edelim.

Reklamlar

Afili Filintalar, Demirören AVM ve Virgin Megastore” üzerine 9 yorum

  1. (myriamonde sözlükte paylaşmış okuyayım dedim.)

    bu nedir ya.. afili abilerimize/ablalarımıza getirdiğiniz, getir/e/bildiğiniz eleştiri bu mudur..

    demirörenmiş de, kaçak yapıymış, vahşi kapitalizmmiş, sitmiş falan filan. bu afililer gidip orda imza günü düzenlediler diye demirören’in, kaçak yapının vs.’nin tüm suçunu, günahlarını bu afili delikanlılara ihale et. yuh. e afedersin yani. YUH!

    ayrıca, emrah serbest değil, emrah serbes’tir o!

    1. Emrah Serbes uyarısı için teşekkürler.

      Bu hassasiyetleri siz paylaşmıyor olabilirsiniz ancak bu getirilen eleştirileri Afili Filintalar ekibi içinden bile birçoklarının anlayacağını, zaten bu konuda hali hazırda bir huzursuzlukları olduğunu düşünüyorum. En azından böyle bir sezgim olduğunu söyleyeyim, yanılıyor olabilirim. Ayrıca Demirören AVM ve soylulaştırma ile ilgili yazılmış bir çok analizi blog`ta bulabilirsiniz. öyle `sitmiş falan filan` ile geçiştirilemeyecek konular bunlar.

    2. “abilerimiz” tanımındaki sakatlık bir yana,
      “demirörenmiş, kaçak yapıymış, vahşi kapitalizmmiş, sitmiş” gibi ciddiyetsizlikten, bilinçten uzak bir savunma mekanizması çok sevimsiz, hiç komik değil. kentsel dönüşümle ilgili biraz daha bilgilenmenizi öneririm. ayrıca haksızlığın bir parçası olmayı seçmek, eleştirilecek bir şeydir. afili filintalar denen oluşum, kendilerini farkındalık sahibi, duyarlı entelektüeller, bir grup olarak (ellerinde silahlarla boy boy poz vererek tabii) tanımlarken, elbette demirören AVM’nin temsil ettiği tehlikenin, tehdidin, Beyoğlu’nun komple bir alışveriş merkezine dönüştürülmeye çalışıldığının farkındalar gayet. bu yazıda “suçu onlara yükleme” yok. aklı olan herkes bunu görür.

      Bu “sert erkeklikten” beslenen abi kardeş ilişkinizi tebrik ediyorum. Namazımı da kılarım, Leonard Cohen’imi de dinlerim, nasılsa devir böyle bir entelijansiyanın devri diyen filinta abilerinizi takibe devam edin bence. onlar da bir süredir zaten sizler gibi “sitmiş bilmemneymiş” diyebilecek yüzeysel bir kitle arıyordu.

  2. Çok doğru yerde, çok doğru sorular sormuşsunuz bence.
    Bugün, ne yazıktır ki, içinde bulunduğumuz yerler/mekanlar bizler hakkında eskisine oranla çok daha fazla şeyler söylemekte, onlar bizi, biz onları etiketlemekteyiz. Demirören, Virgin’de imza günü yapmanın anlamı ile, bir zamanların İstiklal Kitapevinde imza günü yapmanın anlamlarının çok farklı olduğu bir zamandayız.
    Afili Filintalar sizin de dediğiniz gibi bu ayrımın farkında olan filintalardır ve bu farkındalığa rağmen attıkları bu afili imza onlara hiç yakışmamıştır.
    sevgiler

  3. @antipsikotik

    tartışılan konunun ayrımına varabilmek (topoi), bu konulardaki çatışma noktalarını belirleyebilmek (stasis) ortalama zeka standartlarına sahip biri için o kadar da zor bir şey olmasa gerek. yazıdan kolayca anlaşıldığı üzere ‘abilere ve ablalara’ saygı meselesi değil etik ve vicdan meselesi bu. istanbul kentinin orta yerinde hepimizin hayatına doğrudan etki eden kentsel bir cinayet işlendi. bu cinayeti gerek oradan alışveriş yaparak, gerekse orada düzenlenen etkinliklere katılarak meşrulaştıran, o yapının orada durmasının normal bir şeymiş gibi algılanmasına yardımcı olan herkes bu cinayetin bir nebze ortağıdır. toplumsal bilinç ve vicdan bireye bu sorumluluğu yükler. sen bu sorumluluğu üzerine alırsın veya almazsın o senin bileceğin iş. burada kimsenin kimseye bütün suçu yıktığı yok, bu tip saçma sapan indirgemecilikler üzerinden hiçbir tartışmaya katkı yapılmaz. bu blogun içeriği belli. blogun yazarı tutup da emrah serbes’i brecht dramaturjisi üzerinden eleştirecek veya lacancı psikanaliz üzerinden harun karakterine gider yapacak değil ya (en azından bu mecrada).

    sen toplumun ve kentlerin salt ekonomik teşvik ve müeyyidelerle idare edildiği, sosyal hak kavramının tüketici hakları çerçevesine indirgendiği, çevreye ve insana saygısız bu neoliberal mentalitenin en temelde bireyin yaşantısını nasıl kuşatıp terörize ettiğini anlamamışsan emrah serbes’i hiç anlamamışsın ki. ismini en doğru sen yazsan ne olur?

    soylulaştırma süreçlerinin ve sonuçlarının kente, topluma ve bireye verdiği zararları az çok bildiğini tahmin ettiğimiz, bu akıl ve vicdana sahip olduklarını düşündüğümüz ve tam da bu yüzden değer verdiğimiz insanlardan (a.k.a. abi/abla) bu konuda bir duyarlılık göstermelerini beklemek makul ve mantıklı bir eleştiri değil mi? değilse neden?

  4. yazınızın sözlükten kaldırıldığını öğrenip bu sabah “afili filintalar” başlığı altına yeniden ekledim. bilginize..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s