Sisli bir İstanbul Gecesi…


Manzaranın Demokratik Tahayyülleri Üzerine…

Sanırım Tevfik Fikret`in “Sis” şiirine ilham veren Istanbul manzarası geçen gece beni büyüleyen ile aşağı yukarı aynıydı. Manzara aynı ama bizi alıp götürdüğü Istanbul diyarları dünyalar kadar farklı… Fikret, güzel fahişe olarak tasvir ettiği bu şehrin maddi – manevi varlığından oldukça nefret ediyordu şiirinde. Bana bu güzel manzara, manzaranın demokratikliğini, ya da bir demokrasi unsuru olarak manzarayı düşündürttü. Bu kentte, ve diğer bütün kentlerde yaşayan farklı sosyal sınıƒlar ve manzara ilişkisi nasıl, bu ilişki kent ve demokrasi açısından ne ifade ediyor ve manzaraya erişim bir demokratik kazanım meselesi olarak değerlendirilebilir mi?

Varsıllar sıklıkla kentin manzarası olan kesimlerinde yaşayan yoksulları, `gelip bu tepeleri işgal ettiler, buralara kondular ve Istanbul`un en güzel manzaralı yerlerinde bedava yaşıyorlar` diye suçlar, manzaraya erişimleri üzerinden yoksulların yaşadıkları konutları ve mahalleleri gayrı-meşru kılmaya çalışırlar. Tabi ki bu görüş, aynı düşman işgalinden korunmak için bütün zorluklara rağmen sarp kayaların tepelerine kalelerini ve kentlerini kuran eskiler gibi son derece yaşamsal bir ihtiyaç gerçekliğini görmek istemez. öncelikle kente göç edildiğinde buralar boştur, yani evleri inşa edebilmek için müsaittir. Müsaittir ama yerleşmek için yaşanabilir olmaktan da oldukça uzaktır. Manzaradan ziyade, yorucu yokuşları, ulaşım, su, elektrik, yol gibi kentsel hizmetlere erişimde sağladığı sıkıntılar önceliklidir. Bütün bu sıkıntılarla baş etmek, uzun yıllar sürecek kamusal hizmetlere erişim mücadelesi, mahallelinin kendi cebi ve emeği ile yapacağı yatırımlar ve yıkım tehlikesine karşı bir örgütlülük ihtiyacı olarak kendini ifade eder. Manzaranın sefasından çok cefası buraların tarihine yazılmıştır. Bir yalı sakini için Boğaz`a nazır olmak bir prestij meselesi, manzara olmazsa olmaz iken, bir gecekondu için baş ağrısına yol açan sert Lodos olarak hissedilebilir. Yoksulun manzara ile imtihanı tabi ki Istanbul`a özgü değildir. Latin Amerika`nın birçok gecekondu mahallesinde de karşılaşılabilir, yoksulluğun evrenselliğini vurgular bir şekilde. Dolayısıyla, manzaralı tepeler, kente göç eden emekçiler için konut ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri zorlu, masraflı ama görece olarak yıkım tehlikesinden de korunaklı yerler sağlamaktadır. Simdi, yarım asırlık tarihleri ile manzaralı Gülsuyu Gülensu, Başıbüyük, Emek, Sarıyer`in birçok mahalleleri gibi gecekondu mahalleri kentsel dönüşüm projelerinin öncelikli hedefleri ve gayrı menkul geliştiricilerin ağzını sulandıran rant alanları olarak üzerlerinde büyük bir baskı hissediyorlar.

Diğer taraftan neo-liberal kentte, Haydarpaşa Port, Galata Port, Cırağan Oteli, Four Season Oteli vs. gibi birçok proje ve yapı ile fiziki ve sınıfsal duvarların çekildiği ve sahil / boğaz hattına erişimin gün geçtikçe azaldığı bir süreçten geçiyoruz. Manzaraya erişimi kamusallaştıracak ve demokratikleştirecek politika ve uygulamalar yerine hızlı bir özelleştirme çabası söz konusu. Aslında daha felsefik bir yerden baktığımızda, manzaranın (ya da çok daha genel anlamda ve tabi ki bütün öznelliği ile `güzelliğin`) parası olanın satın alabildiği bir meta olarak normalleştirilmesi bana çılgınca geliyor. Ve bu düşünce yapısının gayri-meşruluğunun yeterince sorgulanmıyor olması… Aslında kıyıya erişim, demokrasinin en temel özelliği olan eşitlik ilkesi kapsamında kanunen güvence altına alınmış gibi, bakınız 3621 sayılı Kıyı Kanunu Madde 6: “Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz.” Benzer mantık Boğaziçi Kanununun Madde 3 h), i) ve j) bentlerinde de mevcut. Ileri bir demokrasinin yaklaşımı zaten böyle olmalı. Neo-liberal demokrasilerde kıyıdan çok fazla açılmanıza, daha doğrusu açılmak için kıyıya erişiminize bile kolay kolay izin vermezler.

Alın size Kıyı Kanunu Madde 6. c) “(Ek bend: 3/7/2005-5398 S.K./13.mad)Organize turlar ile seyahat eden kişilerin taşındığı yolcu gemilerinin (kruvaziyer gemilerin) bağlandığı, günün teknolojisine uygun yolcu gemisine hizmet vermek amacıyla liman hizmetlerinin (elektrik, jeneratör, su, telefon, internet ve benzeri teknik bağlantı noktaları ve hatlarının) sağlandığı, yolcularla ilgili gümrüklü alan hizmetlerinin görüldüğü, ülke tanıtımı ve imajını üst seviyeye çıkaracak turizm amaçlı (yeme-içme tesisleri, alışveriş merkezleri, haberleşme ve ulaştırmaya yönelik üniteler, danışma, enformasyon ve banka hizmetleri, konaklama üniteleri, ofis binalar) fonksiyonlara sahip olup, kruvaziyer gemilerin yanaşmasına ve yolcuları indirmeye müsait deniz yapıları ve yan tesislerinin yer aldığı kruvaziyer ve yat limanları yapılabilir.” Kamusal mekanın özelleştirilmesi konusunu Mersin`de denize sıfır AVM inşaatı özelinde ele alan Ulaş Bayraktar blogunda demokrasiye böylesine bir neo-liberal balans ayarını (kendi yorumum) şu şekilde açıklıyor: “herkesin kullanımına açık deniz kıyısını özel mülk haline getirmek için önce turistik değer atfet sonra çiti çek, keyfine bak.”

Bugün kent toprağı kapitalizmin can suyunu sağlıyor. Sermaye kent toprağı üzerinde birikiyor ve varsıllar lehine paylaşımı kentlerde gerçekleşiyor (Bakınız Forbes milyarderler listesinde yer alan emlak geliştiricilere, inşaatçılara, prekendecilere). Demokrasinin de sandığa git – oy ver – bir dahaki seçime kadar yönetsinler seni ötesinde gerçekten bir anlam ifade edebilmesi için, sermayenin kent ile, demokrasinin de mekan ile ilişkilerini iyi anlamak gerekiyor. Neo-liberal kentlerde yaşayanların vereceği demokrasi mücadelesi aynı zamanda bir mekansal adalet mücadelesi olmak zorunda diye düşünüyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s