Haydarpaşa Yansın Kül Olsun! Küllerinden 7 Yıldızlı Otel Olarak Doğsun..



Fotoğraf: Tarihi Haydarpaşa Garı / Historical Haydarpaşa Train Station © Orhan Cem Çetin

Bırakın istemezükçülüğü, ekonomik büyümenin önünde engel olarak durmayı. Kabul etmek istemediğiniz gerçekle yüzleşmenin vakti geldi: İstanbul artık o eski İstanbul değil. İstanbul dünya liginde şampiyonluğa oynayan bir küresel kent…

Büyüme şampiyonu İstanbul

Brookings Enstitüsü ve LSE tarafından hazırlanan Küresel Anakent İzleme: Ekonomik Toparlanmaya Giden Yol (Global Metro Monitor: The Path to Economic Recovery) raporu geçen hafta açıklandı. 2009 / 2010 döneminde küresel kriz sonrası 150 anakentte ekonomik toparlanmanın incelendiği bu rapora göre %5.5`lik gelir ve %7.3`lük işgücü artışı ile listenin en başında yer alan şehir İstanbul. Medyada da yer alan bu rapor, bu şehirde yaşayan bizleri fazlasıyla “gururlandırdı” haliyle. (Rapor için tıklayın: 1130_global_metro_monitor)

Bu dönemde küresel kent İstanbul`da daha nice gelişmeler olmuştu, raporu doğrular nitelikte.. Gelirin artıyor olduğu muhakkak, çünkü serveti milyar dolar ve üzeri olanların sayısı krizde 12`ye gerilemişken, 2010`da müthiş bir sıçramayla 28`ı bulmuştu[1]. Kentin en güzel köşelerinden birinde, tarihi yarımadada surların dibinde yaşamayı haketmeyen yoksul Romanlar Sulukule`den topluca sürülmüş, yerlerine gelecek üst gelir grubunun konutları inşa edilmeye başlanmıştı. Tarlabaşı, Fener – Balat, Yalı Mahallesi, Ayvansaray gibi diğer yoksul mahalleleri de bu büyümeden payına düşen sür-yoksulu-kentin-çeperine bonusunu almak için bekler duruma geldi. İstanbul`un bir çok gecekondu mahallesi ardı sıra zorla tahliye tehlikesiyle çalkalanıyordu. Emlak piyasası patlamış, gazete sayfaları ve televizyon ekranları lüks residanz ve site reklamlarından geçilmiyordu. Emlak kralları da şen kahkahaları ile sempatik reklam yıldızları olarak hayatlarımızdaki boşluğu dolduruyordu. Hızla daralan ekolojik alanlar, kentin su kaynakları da gelişmeden payına düşeni 3. Köprü projesiyle fazlasıyla almaya hazırdı. Formula pisti, havaalanları, yeni statlar derken mega-projeler hayatımıza renk katıyordu.. Arada da bu inşaatlarda, Arenalaşan Statlarda taşeron firmalarda aslanlar gibi çalışan üçer beşer emekçi hayatını kaybetmesine kaybediyordu ama bizim büyük resme bakmamızda fayda vardı. Avrupa`nın kültür başkentinde yaşamanın verdiği haklı gurur ile etkinliklere yetişmeye çalışıyor, hızla yükselen fiyatları ile çağdaş sanat piyasamızla iftaar ediyorduk.. Bu güzel şehri kirleten, artık ihtiyaç duymadığımız emekçi-kesim-kalabalığına yol açan sanayi ve reel üretim, çevre düzeni planları ile şehir dışına desantralize ediliyor, yerini dolduracak hizmet ve finans sektörü için modern yaşamın sembolleri plazalar bir bir yükseliyordu.

Bu “güzel” gelişmelere bakıpta rehavete kapılmamak gerekir çünkü daha katetmemiz gereken yol oldukça uzun. Gelişme düşmanları halen GalataPort`lara, 3. Köprü`ye, kent merkezinde yaşayan Romanların, işçilerin, yoksulların TOKİ Gettolarına sürülmelerine karşı gürültü çıkarıyorlar..

Haydarpaşa yanmalı, kül olana kadar!

Alın Haydarpaşa`da yakılan uygarlık meşalesine karşı çıkartılan kakafoni çok taze bir şekilde kulaklarımızda çınlıyor.. Halen öğrenemediniz mi kapitalizmin geldiği bu noktada rantsız bir kent ve kentsiz bir rant olamaz! Olamaz çünkü daha önce gene bu blogta dediğimiz gibi, “kapitalizmin temelinde sermayenin birikimi, konsantrasyon ve merkezileşme eğilimi yatar. Neo-liberal kentleşme, kent toprağını sermaye birikiminin merkezinde görür. Kentlerin özelleştirilmesi, AVM`leştirilmesi sermaye birikimi ve merkezileşme eğiliminden başka bir şey değildir. Sermayenin önüne sınırlar koymadığınızda, maksimum kar motivasyonu ile bütün yaşam alanlarına yayılacaktır. Bunda aslında şaşıracak bir şey yok” (Bakınız Yaşamın Merkezinde Bir AVM).

Bunu kafanıza yerleştirin, hazmetmeye başlayın derim.. Anıt yapıların yanmasına alışın derim. Hem zaten kentsel rantın yüksek olduğu yerlerden yükselen dumanlara alışık değil miyiz? O dumanlar aynı zamanda ekonomik büyümenin müjdecisi değil midir bize? Peki küresel kent olmak ne demektir? Küresel kentte yaşamak nasıl bir şeydir? Herkesin kulanımına açık, erişilebilir bir Haydarpaşa Küresel Kent olma yarışında bir İstanbul için LÜKSTÜR! Yanlış anlaşılmasın, lükse kattiyen karşı değilim. Ama lüksü Haydarpaşa`da 7 yıldızlı otelde yaşama derdindeyim.. Bu kadar hızla büyeyen bir şehirde, eşsiz Boğaz`a erişim kamusal olması beklenemez, özelleştirilmeli! Her şeyin bir bedeli yok mu zaten? Haydarpaşa Garı 7 yıldızlı otel olsun, uluslararası bir sermaye grubu işletsin, bize lazım olan “Foreign Direct Invetment”, yani yabancı sermaye akmaya devam etsin. İstanbul`un (28) ve dünyanın (1011) seçkin milyarderine açık olsun, gelsinler konaklasınlar, harcasınlar, İstanbul kazansın, bizde izleyelim..

Eski Haydarpaşa anılarda yaşasın!

İstanbul`u dünyanın en hızlı büyüyen metropolu yapan, gelişmenin enerjisidir o yanan Haydarpaşa Tren Garı, özelleştirilen her bir karış kamu toprağı, kentsel dönüşüme uğrayan her bir mahallesi, yıkılan gecekondusu, yükselen gökdelenleri, AVM`leri, güvenlikli siteleri, 3. köprüsü, 4.`sü ve hatta 5.`si…

Evet, Haydarpaşa yanmalı, kül olana dek. Kül olsun ki o küllerden Küresel Kentimize yaraşır Haydarpaşa Palace`lar doğsun.. Çok isteyen anılarında yaşatmaya devam edebilir eski Haydarpaşa`yı.. Her kesimden insanı, emekçileri, İstanbul sevdalılarını, sırt çantasıyla İstanbul`dan Anadolu`ya açılan genç dünya vatandaşlarını, aşıkları ulaştıran ve onların ulaşabildiği Haydarpaşa`nın belleklerdeki yeri baki. Ama artık fazlasıyla küresel ligde top koşturan İstanbul`da Haydarpaşa gibi bir mekanın tadını çıkartacaklar tabii ki onlar olamaz. Eşyanın tabiatına aykırı bir kere. Peki ne mi olmalı? Buyrun güçlü İstanbul için yapılacaklar listemiz, istediğiniz maddeden başlayabilirsiniz, bizim bıraktığımız yerden devam edebilirsiniz…

1. Sıradan vatandaşın Boğaza ücretsiz erişimi olmamalı, Boğaz hattında bulunan bütün kamusal alan ve binalar özelleştirilmelidir.

2. Kent merkezinde çok değerli yerlerde bulunan okullar kent ekonomisine otel, AVM olarak kazandırılmalıdır.

3. İstanbul`un (gecekondu) mahalleleri konsept siteler olarak dönüştürülmelidir.

4. İstiklal Caddesi`nde dünya markası olmayan işletme bulunmamalıdır.

5. Büyümenin motoru otomobil endüstrimiz için 3 veya 4, hatta belki 5 köprü yapılmalıdır.

6. Köprü güzergahları diğer motorumuz emlak sektörü için arsa olarak temin edilmelidir.

7. Eczaneler büyük zincir şirketlere bağlanmalı, eczacılar ücretli emek olmalıdır.

8. Kamu sağlığı planlaması bu şirketlerin istekleri doğrultusunda yapılmalıdır.

9. Sanayi kentin dışına çıkartılmalı, işçiler de onu takip etmeli, olmadı geldikleri köylerine geri dönmeleri sağlanmalıdır.

10. Hizmet sektörü için gerekli işçilerin şehre görünmeden gelip gitmelerini sağlayacak ulaşım altyapısı oluşturulmalıdır.

11. Haydarpaşa gibi bir anıt yapı da hakettiği bol yıldızlı değere kavuşturulmalıdır.

Yuh mu dediniz?!! Yok artık mı?!! Emin misiniz?

Artık bu şehirde her türlü gelişmenin önünde bir engel teşkil etmeyi bıraksanız olmaz mı? Bırakın yaksınlar, yıksınlar, ve dönüştürerek yeniden yapsınlar!

Yansın Haydarpaşa alev alev…

Sahi bu istemezükçüler ne diyorlardı? Tıklayın da ekonomik büyüme karşıtları ne diyorlarmış okuyun…

Reklamlar

Haydarpaşa Yansın Kül Olsun! Küllerinden 7 Yıldızlı Otel Olarak Doğsun..” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s