EDEP YAHU! Taksim – Hasankeyf Hattında Bir Traji-Komedi


31 Ekim Pazar sabahı, bu ülke gene, daha önce onlarca kere olduğu gibi bombalarla uyandı.  Bomba benim mahallemde, milyonların şehrinin merkezinde,  siyasi mesajın mekan ile en sık buluştuğu yerde, Taksim Meydanı`nda patladı. Birileri gene barışa şiddetle karşı çıktı..

Bu ülkede yaşayan hepimize, ucu bir şekilde dokunan bombalardandı. Merak ettirdi bize sevdiklerimizi, ürküttü acaba şiddet şehirlerde mi büyüyecek diye. Hedef polislerdi belli ki ama mekan bu toprakların en demokratik, açık, davetkar yerlerinden biriydi. Her kesimden insanın geldiği, millet, etnisite, inanç, cinsiyet, siyaset tanımayan İstiklal Caddesi`nin girişinde, emekçi Kürtlerin, yoksul göçmenlerin, travestilerin, marjinallerin, ötekilerin ve hızla daha fazla burayla tanışan, farklı renklere karışan orta-üst sınıfların (her ne kadar birbirlerine değmeden) varolabildikleri bu yerde patladı.. Teröre adres arandı ve Başbakanın deyimiyle “Edep Yahu” dedirtecek bir adres bulundu hem de hemen akabinde..

Burada da hakkında yazdığım, geçen haftalarda Başbakanın ziyaretinden önce gittiğim Yeni Ilısu Köyü`nün açılışında, bombanın patlamasından sadece dakikalar sonra Başbakan ucu milyonlarca insana, binlerce dereye, eşi olmayan kültür miraslarına dokunan o akla ziyan açıklamayı yaptı.. “Bu oyunların temelinde ne yatıyor? Bu oyunların temelinde işte bu tür kalkınmaların nedeni yatıyor. Ilısu gibi barajların engellenmesi yatıyor. Bu oyunların temelinde kalkınmış modern Türkiye’nin engellenmesi yatıyor… Bütün bunlarla birlikte bu ülkede inşallah şu barajlarla birlikte de artık ‘Su akar Türk bakar’ demeyeceğiz. Su akar Türk yapar diyeceğiz ” diyebildi. (http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1047267)

Açıklamayı duyunca beynimden vurulmuşa döndüm, ve biliyordum daha nicelerinin benim gibi hissettiğini. Yıllardır bu ülkede kentlerin rant için talan edilmesine karşı çıkanları; saçma sapan “su akar Türk bakar” yumurtlamasıyla yaşamın kaynağı su ile doğanın göbek bağını kesen HESlere karşı mücadele eden Anadolu insanını; Dünyanın tehlike altındaki en önemli 10 kültür mirasından biri olan Hasankeyf`i savunan binlerce çevreci, sanatçı, sıradan vatandaşı bir çırpıda terrörist ilan etti Başbakan. Biliyorum, binlerce insan o an içinden “Edep Yahu” dedi.. Siyasetçiler hep konuşur, çok konuşur diyip geçebilirdik bu açıklamayı, saçma zaten neresinden tutacaksın da denebilirdi.. Ama meşru muhalefet zemininin oldukça kayganlaştırıldığı bu günlerde, geniş kesimlerden destek gören, hukuki kazanımları olan toplumsal mücadelenin suç ve terör ile ilişkilendirilip gayri-meşrulaştırılmaya çalışılmasının, siyaset alanının tamamen kapatılmak istenmesinin anti-demokratik, baskıcı bir yaklaşım olduğunu görmezden nasıl gelebilirdik. Bu sessiz kalınmaması gereken, son derece tehlikeli bir yoldur. Ucu hepimize dokunur. Zaten bunu hissedenler hemen bir basın açıklaması kaleme aldılar ve başbakandan özür dilemesini kamuoyu önünde talep ettiler. (Metine ve imza kampanyasının linkine aşağıdan ulaşabilirsiniz.)

Devamında gerçekleşen MHP lideri Devlet Bahçeli ve Başbakan`ın karşılıklı atışmaları, sanki ustasının elinden çıkmış bir traji-komik oyundu.

Bahçeli “Geldiğimiz bu aşamada Taksim’deki canlı bomba ne ise, Başbakan’ın PKK açılımı da aynısıdır” dedi. Tam da Başbakanın önceki açıklamasından ilham almış gibi.. Başbakan`da son derece hiddetli bir şekilde,

“MHP lideri çıkıyor, ”Taksim’deki canlı bomba neyse açılımda aynısıdır” diyor. İşte kalkıp oralara, o illere gitmezseniz, oraları görmezseniz, GAP’ın bölge için ne mana ifade ettiğini hissetmezseniz, böyle hezeyan cümleleri sarf edersiniz.” Diye cevap verdi.

Yetmedi devam etti:

“Bu zat parlamentoda bizimle beraber. Bu ülkede bu kadar yapılanlar edilenler var. Nasıl olurda sen milli birlik kardeşlik projesini, kalkarsın Taksim meydanındaki bu olayla özdeş hale getirirsin. Ben MHP’ye gönül vermiş kardeşlerime tekrar sesleniyorum. Bu hezeyanı iyi takip edin değerli kardeşlerim, iyi değerlendirin. Bu ülkeye efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya soyunmuş bu kadroyu bu tür bir teröristle aynı kefeye koyan anlayışa artık sizler de gereken dersi verin. Bu hezeyanın kaynağını biliyorum. Ancak Taksim’de insanlığa kasteden canlı bombanın ve onun arkasındaki zihniyetin tek bir hedefi var. Açılımı ve kardeşliği sabote etmek. Eğer çıkarda bu açılımın bir neticesidir derseniz, çok büyük yanlış yaparsınız.”

(http://www.internethaber.com/erdogandan-bahceliye-taksim-tepkisi-308213h.htm#ixzz14hOpBAhW)

Hezeyan içindeki zatları değerlendirmek için seçmenine şikayet eden başka hezeyan içindeki zatlar.. Hay Allahım, ortada nasıl bir çebir problemiyle karşı karşıyayız acaba?

Erdoğan ve Bahçeli`nin siyaseti indirgedikleri aritmetiğe bakacak olursak:

Terör = Hasankeyf’e sahip çıkmak, HESlere hayır demek (Erdoğan)

Terör = Demokratik açılım (Bahçeli)

O zaman,

Hasankeyf`e sahip çıkmak, HESlere hayır demek = Demokratik açılım… olsa gerek…

Haklısınız, komedinin böylesine trajik hali bu kadar zorlamayla bile tat vermiyor… Şu noktada biz gerçekten demokratik bir ülkede, doğayı yok etmeden, kültür mirasını koruyarak barış içinde yaşamak isteyenlere, sadece kendine dokunana değil, her haksızlığa edep yahu diyenlere kulak verelim:

DOĞAYI, KÜLTÜRÜ VE TARİHİ SAVUNMAK,

DEMOKRATİK BİR HAKTIR; ENGELLENEMEZ…

Aşağıdaki metin Türkiye’nin  doğasını, kültürünü, tarihini savunmak için var güçleriyle çalışan sivil toplumun,  yöneticiler tarafından “suçlu” ilan edilmeleri üzerine hazırlanmıştır.

http://www.gopetition.com/petition/40418.html#sign

Türkiye’nin dört bir yanında doğayı, kentleri, kentlerin içindeki yaşama alanlarımızı ve doğal ve kültürel mirası korumak-kurtarmak-geliştirmek için toplumsal demokratik mücadele giderek yükselirken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Taksim’deki bombalı saldırının ardından şaşırtıcı, bir o kadar da ürkütücü bir açıklama yapmıştır. Başbakan, Ilısu’da yaptığı konuşmada Taksim’deki saldırıdan söz ederken, “Bu oyunların temelinde ne yatıyor? Bu oyunların temelinde işte bu tür kalkınmaların engellenmesi yatıyor. Bu oyunların temelinde Ilısu gibi barajların engellenmesi yatıyor” diyerek okunu bombalardan, doğa ve kent mücadelesine çevirmiştir.

Allianoi, Hasankeyf, kentlerimizdeki kültürel ve tarihi miras, binlerce HES projesi, tarihi ve insanları yok sayan kentsel dönüşüm projeleri ve burada sayamayacağımız kadar çok ve geri dönüşü olmayan ekonomi tahakkümlü iktidar projelerine demokratik haklarını kullanarak karşı çıkanlar, doğayı, kültürü ve tarihi korumak, kurtarmak ve geliştirmek için çırpınanlar insan yaşamına kast eden eylemlerin gerekçeleri halinde kamuoyunun önüne atılmıştır.
Aslında Başbakan’ın bu yaklaşımı hükümet politikaları açısından yeni değil. İstanbul Sulukule ve İzmir Bergama’daki Allianoi antik kazı alanı gibi tarihi alanlara Bakan talimatıyla iş makinelerini sokanlar, “ben yaptım, yani ben yıktım oldu” diyerek, sivil toplum kuruluşlarının, aydınların, sanatçıların, bilim insanlarının ve yerel inisiyatiflerin, eleştiri, itiraz ve ikazlarına kulak tıkayarak yapmaya/yıkmaya devam ediyor, engellendiklerini düşündüklerinde ise iş “vatan hainliği” suçlamasına kadar gidebiliyor…

Başbakan’ın son açıklamasının tam da İkizdere tartışmasının ardından gelmesi anlamlı. Geçtiğimiz hafta Rize’nin İkizdere İlçesi’nin SİT alanı ilan edilmesi, ardından Tunceli’nin Munzur Vadisi’nde HES inşaatı yapacak olan şirketlerin lisanslarının, vadinin Milli Park olması nedeniyle iptal edilmesi hırçınlığın seviyesini biraz daha artırdı. Çevre Bakanı Veysel Eroğlu bir yandan hemen Tabiat ve Koruma Yasası değişikliği için kolları sıvarken, bir yandan da HES inşaatlarına karşı çıkan çevrecileri ve bölge halkını “vatan hainleri” olarak suçladı.
İstanbul’da Sulukule’nin yıkılmasına karşı çıkanları “bunlar uyuşturucu ve fuhuş çevreleri” diye karalayan, Sulukulelileri de “esmer vatandaş” olarak niteleyen sözlerinden hatırladığımız TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar ise geçtiğimiz günlerde, artık herkesin “rantsal dönüşüm” olarak nitelendirdiği kentsel dönüşüm projelerine karşı çıkanları “devletin ve milletin aleyhinde çıkışlar yapanlar” olarak niteledi.

Gerek Başbakan’ın, gerek Bakan ve diğer yetkililerin kullandığı bu dil endişe vericidir. Geniş halk kesimlerinden destek gören, eleştiri ve itirazlarını hukuksal kazanımlara dönüştüren toplumsal mücadelelerin suç ve terörle ilişkilendirilip gayrimeşru gösterilmeye çalışılması, bu konuda yazan kalemlerin susturulması, siyasetin ve hak aramanın halka kapatılması anti-demokratik ve baskıcı bir tutumdur. Sivil toplum hareketleri, hükümetin ve politika yapıcıların uygulamalarını takip etmek, yeri geldiğinde eleştirmek, öneriler geliştirmek ve böylece daha iyi, adil ve sürdürülebilir bir dünya oluşturmak çabasında birlikte çalışmak için vardırlar. Sivil toplum hareketleri ve aydınlar, eleştirirler, politikacıları müzakereye çağırırlar. SİT alanlarının belirleme yetkisinin bundan sonra bakanlardan oluşan bir gruba bırakılması girişimini eleştirdiğimiz gibi, doğal ve tarihi miras alanlarımıza ilişkin politikaları ve uygulamaları izleyeceğiz, önereceğiz, katılacağız.

Biz, aşağıda imzası bulunan, tarihi, kültürel ve doğal mirasımıza sahip çıkan sivil toplum kuruluşları, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde ve Anayasamızda da belirtildiği üzere, katılmadığımız hükümet uygulamaları ve politikaları hakkındaki karşı görüşlerimizi özgürce belirtmeye devam edeceğiz. Hakkımız olan bu yasal mücadeleyi insan yaşamına kasteden eylemlerle ilişkilendiren Başbakan’ın talihsiz açıklamasını ve son dönemde giderek sıklaşan benzer yaklaşımdaki açıklamaları demokrasi açısından büyük bir endişeyle karşılıyoruz. Ulusal ve uluslar arası kanun ve sözleşmelerden doğan doğal yasal hakların önüne konan engellerin kaldırılması için demokratik mücadelemizi devam ettireceğimizi bildirerek, Başbakan ve yetkililerden kamuoyu önünde özür dilemelerini bekliyoruz.

http://www.gopetition.com/petition/40418.html#sign

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s