Ayazma`da iyi yaşa, olmadı Ataşehir`de lüküs!


Baş rolünde Ali Ağaoğlu`nun oynadığı, yönetmenliğini Sinan Çetin`in yaptığı varsıllar için güvenlikli site reklamlarından kurtuluş yok. Bu sefer My Towerland Ataşehir Projesi için karşımıza Ali Ağaoğlu ve ekürisi Sinan Çetin birlikte çıktılar. Yeni mekan Ataşehir, bu seferki konsept ise saraylarda yaşanan lüks yaşamın artık Ataşehir`de yaşanacak olması, hem de gene 10 bin TL peşinat ile.. 10 bin peşin ile mütevazi bir şekilde Ayazma`da “herkes iyi yaşamayı hak ediyorken”, ”eskiden saraylarda yaşanan ama artık Ataşehir`de yaşanacak lükse” iddialı bir geçiş yaşıyoruz. Peşinat aynı ama vurgu farklı, iyi değil lüks yaşam, saraylara layık hem de.. Bu seferki kampanya ile parallel bir şekilde gazetelerde Ali Bey`in otomobil fuarının VIP gününde 1.16 milyon euroluk alışverişle fuarın en pahalı arabalarını alarak siftah yaptığını yazıyordu.  Reklam da zaten karşılıklı kahkahalar ile son buluyordu.. Sanki birileri bizlerle dalga mı geçiyor diye düşünüyor insan.. İşte karşınızda lüküs hayat:

ATAŞEHIR’DE BIR APARTIMAN YOKSA EĞER HALIN YAMAN NIKEL-KÜBIK MOBILYALAR, DUVARDA YAĞLI BOYALAR

IKI TANE OTOMOBIL BIRI AÇIK, BIRI DEĞIL AŞÇI, UŞAK, HIZMETÇILER DOLU MUTFAK, DOLU KILER

HANIM GIDER, SEN GIDERSIN GÜNDÜZLERI ÇAYDAN ÇAYA GECE OLUR, DAVETLISIN YA DINEYE YA BALOYA

HEY 
LÜKÜS HAYAT, LÜKÜS HAYAT BAK KEYFINE YAN GEL DE YAT NE GÜZEL ŞEY OH NE RAHAT YOKTUR EŞIN LÜKÜS HAYAT…

Ağaoğlu reklamları benim açımdan çok zihin açıcı oluyor, düşündürüyor bolca.. Burası Ayazma.. dediği andan beri Ayazmanın Kentsel Dönüşüm mağdurlarını düşünmem gerektiğini hatırlamıştım.. Tam da TOKİ Başkanı`nın belirttiği şekilde.. Tersine bir Robin Hood hikayesi olarak, insanlığın geldiği bu zaman ve mekanda halen bu kadar alenen fakirden alıp zengine vermenin nasıl mümkün olduğunu düşünmüştüm.. Ve bunları gene burada yazmış, yazdıklarım okunmuş olacak ki reklamın baş aktörü Ali Ağaoğlu tarafından aranmıştım.. Lüküs hayata geçmeden önce iyi yaşam durağımız Ayazmada biraz duralım, zihinlerimizi tazeleyelim istiyorum..

Sahiden Ayazma`da ne olmuştu?

Tarihin bir döneminde, dünyanın bir köşesinde, zorunlu göç mağduru bir grup yoksul insan kendi yaptıkları konutlarda iyi kötü yaşıyorlar. Evet bir çoğunun tapuları yok, yapılar sıkıntılı, kamusal hizmetlere erişim noksan.. Ama etraftaki fabrikalara yakınlık sayesinde iş imkanlarına açık, bahçe içindeki evlerinde göçmen kültürü ile uyumlu ve yoksulluklarını azaltacak, tandırda ekmek yapma, hayvan besleme, odun toplama vs. gibi pratiklere imkan sağlayan bir yaşantıları mevcut. Gel zaman git zaman yaşadıkları bu yerin rant değeri yükseliyor. Gücü elinde tutanlar (yereli ve merkezi ile kamu idaresi) yarattıkları saat gibi işleyen dönüşüm mekanizması ile insanları:

1. Zorla tahliye ediyor,

2. Evlerini yıkıyor,

3. Onlara 15 yıl vade ile başka yerde konut satıyor,

4. Onların daha önce yaşadıkları toprakları da, kendilerinden çok daha varsıl insanlara konut yapıp satması ve karı paylaşması için ülkenin en büyük emlak şirketlerinden birine ihale ile veriyor,

5. Bu şirketin sahibi medyatik kişi de burada geliştireceği projenin reklamlarında kendi boy gösteriyor, ve eşi benzeri az görülmüş bir reklam kampanyası ile konutlar peynir ekmek gibi gidiyor..

Bütün bu yaşananların enerjisini sağlayan rantın boyutu göz kamaştırıyor. Bir kaynak toplam yatırım bedeli 400 milyon TL olan projeden 1 milyar 200 TL civarında bir gelir beklendiğini belirtiyor. (http://www.emlakmania.com/tr/haberler/872-agaoglu-insaat-my-world-europeu-satisa-sundu.html)

Peki, TOKİ ve projeyi geliştiren Ağaoğlu böylesine gelirler beklerken, 70 küsür milyonluk bir ülkenin gündeminde bir güvenlikli site projesi böylesine yer alırken, hikayeye konu mankeni konumunda konu edilen bu bir grup yoksul insana sahiden ne olmuştu?

Her biri 49 daire içeren, 11 katlı 55 bloktan oluşan Bezirganbahçe TOKİ Konutlarında hak sahibi olarak yeniden iskan edilmiş Ayazmalıları kara günler bekliyordu.. Çünkü ilkokul seviyesinde çözülebilecek bir matematik işleminin ortaya koyacağı gibi burada barınamazlardı. Teoride, 220 TL TOKİ taksiti, 40 TL site aidatı, yazları 30 – 40 TL, kışları 100 – 150 TL civarı doğalgaz, 45 – 50 TL su, 45 – 50 TL elektrik derken Ayazmalılar ayda 450 – 500 TL ödeme yapmalılar, sadece ve sadece başlarını bir damın altına sokabilmeleri için.  Peki aylık ortalama geliri 350 – 600 TL arası değişen Ayazmalılar böyle bir masrafın altından nasıl kalkabilirler? Cevap basit, kalkamazlar..

Haziran 2009`da BM-Habitat Zorla Tahliyeler Danışmanlar Grubu (BM – AGFE) İstanbul misyonu kapsamında Bezirganbahçe konutları ziyareti sırasında bu çaresizliği çok net bir şekilde görmüştüm. Yüzlerce insan borçlarından ötürü bankaların yolladığı TOKİ konutlarındaki hak sahipliklerinin iptal edileceğini ve zorla tahliye edileceklerini yazan ihbarnameleri sanki beyaz bayraklar gibi sallıyorlardı.. Ortada net bir araştırma ne yazık ki yok ama alanda çalışanların tahminleri ilk iki sene evlerin yaklaşık %30`nun satıldığı yönünde.

Aslında ihbarnameler, buzdağının görünen tarafı. O ziyaret sırasında Ayazmalılara bir dokunan bin ah işitti. Hemen herkes, konutların düşük inşaat kalitesinden bahsetti, akıtan banyolardan, yetersiz iç hacimden.  Bir tandır ekmeğini bile yapamamanın haykırışlarını duyduk. Yoksul için tandır ekmeğinin sadece ekmek olmadığını biliyorduk. Düğünleri için mekanların olmamasını, çocuklarını okutamamalarını, komşuluk ilişkilerindeki bozulmayı, dışlanmayı, kadınların dört duvar arasında ruhlarının sıkışmasını dinledik.. Henüz hikayenin bu bölümüne bile geçemeyen 18 Ayazmalı Kiracı ailenin yaşadığı mağduriyet, bütün bu “iyi yaşam, lüks yaşam” imaj bombardımanı altındaki bizleri insanlığımızdan utandıracak boyuttaydı (Bakınız Bir Kentsel Aklama Hikayesi). Yıllardır verdikleri mücadele Bezirganbahçe Konutları ile aynı koşullarda (peşinatsız ve sabit taksitle) hak sahibi olabilmek içindi halbuki..

Şimdi konumuz lüks yaşam, konumumuz da Ataşehir.. Peki Ataşehir`de neler olmuştu?

İstanbul`un yeni finans merkezi olarak yükselen Ataşehir`de hızla kapalı siteler, rezidanslar, AVM`ler, plazalar yükseliyor, emlak geliştiriciler türlü konseptler ve reklam kampanyaları ile bir birleriyle kıran kırana rekabet ediyorken, bu dönüşümün Ayazmada olduğu gibi gene tokadını yiyenler tabiki olacaktı ve olmaya devam ediyor..  Gene aslında hiç birşey göründüğü gibi değil.

Ayazma`da Kürt olmak zorsa Ataşehir`de Roman olmak da hiç kolay değil.. Dönüşümün etkilerinin hissedilmeye başladığı 2006 yılının 19 Temmuz sabahı Küçükbakkalköy Roman Mahallesinde 256 ev yıkılmıştı, Kadıköy Belediyesi, Polis ve İ.B.B tarafından. Devamında yaşananlar için Hacer Foggo`ya kulak verelim:

Romanlar yıkımın ertesi günü evlerinin enkazından topladıkları naylonlar, kartonlar ve tahtalarla kendilerine sığınabilecekleri barakalar yaptılar. Bu barakalardan birinde 18 yaşında Birgül adlı nişanlı bir genç kız oturuyordu annesiyle birlikte. Küçükbakkalköy’deki birçok Roman gibi çiçek satıcılığı yapan Birgül’le ilk karşılaştığımda şu sözler çıkmıştı ağzından: “Yıkım olmasaydı bir hafta sonra burada düğün yapacaktık. Bütün çeyizim toprak altında şimdi. Tencerem, eşarplarım, dişimden tırnağımdan artırarak aldığım perdelerim, çarşaflarım hepsi toprak altında. Aynı mahallede oturan ve hurdacılık yapan nişanlısının da evi yıkılmıştı.” Olgun, 22 yaşında evi yıkılmadan önce evin çatısında güvercin besliyormuş. Evleri yıkıldıktan sonra bütün aile akrabalarıyla birlikte tam 18 kişi yaptıkları barakanın bir odasında birlikte yaşıyorlardı. Yıkımdan dört ay sonra evin iki gelini çocuklarını da alıp yanlarına, eşlerini terk edip kendi ailelerinin yanına gittiler. Olgun önce güvercinlerden sonra eşinden ve çocuğundan oldu. (http://bianet.org/bianet/bianet/100502-kentsel-donusumun-silinemeyecek-izleri)

18 yaşında Birgül, bir barakada yaşayan 18 kişi, 18 Ayazmalı Kiracı… Yoksa, kentsel dönüşüm mağduriyetlerinin uğursuz sayısı 18 miydi? Kentsel dönüşümün metafiziğini bir kenara bırakıp biz gerçekliğe dönelim. Bu sefer sene 2009, gene BM – AGFE Misyonu kapsamında Küçükbakkalköy`deyiz. Bezirganbahçe`de beyaz bayrak gibi ihbarnameleri sallayan Ayazmalıların çaresizliğine ellerindeki tapu tahsis belgelerini göstererek ortak olan Romanlar tarafından karşılandık. Büyük bir kısmı burayı terketmişlerlerdi. Kalanlar da son derece gayri insani koşullarda barakalarda yaşamaya devam ediyordu.. Barakalar, ister Ayazma veya Ataşehir olsun, yıkımların yoksullara dayattığı bir ortaklık gibi..

Bu ziyaretten yaklaşık bir sene sonra Foggo 65 yaşındaki Hüseyin Gani`nin ardından şu satırları yazmıştı:

1 Nisan 2010 şaka gününde şaka gibi bir metrekarelik bir çadırda Ataşehir Kaymakamlığı’nın tam 50 metre arkasında lüks binaların ortasında, doktor raporuna göre de açlık ve bakımsızlıktan yaşamını yitirdi. Hüseyin Gani’nin 2006 yılına kadar derme çatma da olsa 4 çocuğu ile birlikte yaşadığı kırmızı boyalı bir evi vardı. Hurda toplayarak geçimini sağlayan aile hayata sımsıkı tutunmuştu. O zamanlar Hüseyin Gani’nin eşi Sarıkız henüz aklını yitirmemişti. Defalarca yazdığım, kamuoyuna basın açıklamaları ile duyurmaya çalıştığım 2006 yılının 19 Temmuz’unda Küçükbakkalköy’deki yıkımlarda Hüseyin Gani’nin evi de yıkıldı. Eline tutuşturdukları 3-5 kuruşla Hüseyin Gani bir metrekarelik çadıra mahkûm edildi. Çocukları da başka bir şehirde başka çadırlara… Sonra eşi bunca olana dayanamayıp aklını yitirdi. Hüseyin Gani’yi ölmeden bir hafta önce ziyaret ettiğimde eşi çadırdan hızlıca çıktı ve koşmaya başladı. Başka çadırlarda kalan komşuları olağan bir biçimde “Sarıkız, her sabah kendi kendine konuşarak koşar” dediler. Ataşehir Kaymakamı çeşitli başvurulara rağmen Hüseyin Gani’nin ölümünü penceresinden izlemeyi tercih etti. Öldükten sonra yaptığı açıklamada da “kimliği olmadığı için yardım edemedik” dedi. Kimliği olmadığı halde evinin yıkıldığını hatırlamak istemedi. (http://www.taraf.com.tr/haber/cekin-ellerinizi-romanlarin-uzerinden.htm)

İşte bunları düşündürttü bu bahsi geçen reklamlar bana.. Sanırım Sinan Çetin ve Ağaoğlu bizim başka şeyleri düşünmemizi bekliyorlar..

Ayazma ve Ataşehir neden önemli?

Bu reklamlar, reklamlarda oynayan kahramanlar ve temsil ettikleri projeler üzerinden aslında daha büyük bir sorunun tartışmasını yapmak niyetindeyim. Ayazma özelinde kentsel rant üzerinden alenen yaratılan mağduriyetler tabii ki başlı başına önemli. Veya Ataşehir`de uzun bir süredir devam eden finans merkezi olma yolunda bu ve benzeri projelerin birlikteliği ile yaşanan soylulaştırma sürecinin görünmeyen, konuşulmayan, bilinmeyen insanlık dışı mağduriyet hikayeleri..

Ama bunların ötesinde genel olarak İstanbul`da yaşanan dönüşüm sürecinin, bu dönüşümün arkasındaki motivasyonun, izlenen modelin anlamının tartışılması açısından da son derece önemli bu iki örnek.

Ayazmaki kentsel dönüşüm ve sonucunda yükselmekte olan Ağaoğlu MyWorld Europe Projesi pandoranın kutusu olduğu için önemlidir. Nasıl Sulukule`nin yıkımı, kent merkezindeki tarihi alanların rant amaçlı dönüşümü için bir başlangıçsa ve devamında Tarlabaşı, Süleymaniye, Fener – Balat gibi alanlarla sürdürülmekteyse, Ayazma da Gecekondu dönüşümü için aynı şeyi ifade etmektedir.

Bir tarafta Ayazma`da veya Ataşehir`de güvenlikli sitelerde iyi ve lüks yaşayacak olan varsıllar, diğer tarafta yoksulluk sarmalı içinde gettolaşma riskiyle TOKİ`nin toplu konutlarında yaşayan yoksullar..  Bize ayrışarak yaşamanın modeli sunulmaktadır. Kent, lüks güvenlikli siteler, yoksullar için TOKİ`ler, Plazalar, üretim için organize sanayiler, alışveriş için AVM`ler, orta-alt gelir grubu için outlet`ler derken birbirinden kopuk bölgelere, adacıklara bölünmektedir. Ulaşım üzerindeki baskı artmakta, kamusal mekanlar daralmakta, toplumsal ayrışma keskinleşmektedir. Peki bu nasıl bir kent yaşamı tahayyülüdür?

Bezirganbahçe Toplu Konutlarında yeniden yerleştirilmiş Ayazmalıların başlarından geçenler, ve konutlarının hızla ellerinden çıkması “yoksulu yaşadığı yerden kopar, başka yerde borçlandırarak ev sat” TOKI modelinin çalışmadığının ispatıdır. Dolayısıyla yaşanmış bir örnek olarak, kentsel dönüşüm ile yaratılan mağduriyetleri ve ülkenin toplu konut politikasının yanlışlarını anlamak için önemlidir.

Kentsel dönüşüm rant pastasını mutlu mesut, şen şakrak kahkahalar ile paylaşanların öte tarafında, ellerinden tek birikimleri olan konutları alınan mağdurlar olduğu için önemlidir. Mağduriyetin sorumluluğunu bir şekilde paylaşan bireylerin görünür kılınması açısından önemlidir. My World Europe reklam filmiyle Sinan Çetin en kolay filmini çektiğini söylerken (http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=181240), İmre Balanlı yıllardır üzerinde çalıştığı Ekümenopolis Belgeseli`nde (http://www.ekumenopolis.net/) İstanbul`un dönüşümü anlatısının ana hattına Ayazma`da yaşanan mağduriyeti oturtmaktadır. Vicdanın, adaletin, etiğin sınırlarını zorlayan Ayazma dönüşümünün pazarlama filmi Sinan Çetin`in nasıl en kolay filmi olabilmektedir? Ara Güler gibi bir usta bile reklam kampanyasının fotoğraflarını çekebilmektedir. Diğer taraftan Fatih Pınar gibi fotoğrafçılar kentsel dönüşüm sürecini çalışmalarının merkezine taşımakta, bu konuda görünürlüğü arttırmaktadırlar.

Bu projeler ve onların televizyondaki sunumları adalete ve insanlığa olan inancı zedelemektedir. 33 Şili`li madenciyi (Los 33) kurtarmak için verilen mücadele nasıl aynı zamanda insanlığın rüştünü ispat etme mücadelesi olarak bütün dünyaya umut verdiyse,  bu kadar ayan beyan bir şekilde yaratılan mağduriyetler (Ayazmalı Los 18) üzerinden renkli dünyalar kurmak ve rüyalar sunmak o kadar insanlık dışı bir durumdur.

Ülkedeki demokrasi tartışmalarının gerçekten bir şey ifade edebilmesi için bu iki örnek önemlidir. Ayazma`da, Küçükbakkalköy`de, ve hatta genel olarak kentte yaşananlar demokrasi tartışmalarından, demokratik anayasa tartışmalarından, referandumlardan bağımsız düşünülmemelidir. Kentsel dönüşüm projeleri ile tepeden inmeci, vesayetçi katı cumhuriyetçiliğin ve tek tip modernist devletin bir benzerinin yeniden üretimi söz konusudur. Semboller ve yüklenen anlamlar farklıdır ama usül ve öz benzeşir. Mekan ile toplumu disipline etmeyi amaçlar. İnsanlara yaşam alanları dayatılmaktadır. Süreç demokratik değildir. Merkezinde insan yer almamaktadır. Bireyi belli kalıplar çerçevesinde dönüştürmeyi hedeflemektedir.  Baskı ve şiddet içerir. Uzlaşmayanı ber taraf eder. Dolayısıyla zihniyet olarak militaristtir.

Liste genişletilebilir, ben burada duruyorum. Ayazma ve Ataşehir`i anlamak hem orada yaşayanlar, hem İstanbullular, hem de ülke için son derece önemli diyerek de bitiriyorum…

Reklamlar

Ayazma`da iyi yaşa, olmadı Ataşehir`de lüküs!” üzerine 11 yorum

    1. gecekonuya alternatif öneriniz nedir? saçma diye kesin ve net belirtirken iyi de, bu insanların barınma hakkına dair bir öneriniz var mı bu kadar iddialı hüküm verirken?

  1. Teknik kolaylığını bilemem de vicdanı kolaylığı cidden dehşete düşürüyor.

    Çok güzel bir yazı olmuş Yaşar, eline sağlık.

    1. Tesekkürler.
      Aslinda teknik olarak Gecekonduda yasayan insanlari magdur etmeden yasam kosullarini iyilestirmek tabii ki mümkün. Mesele zaten teknik degil, siyasi..
      Dünyadan olumlu gecekondu iyilestirme projelerini burada paylasacagim.

      1. Dönüşümlerin ana motivasyonunun siyasi olduğu şüphesiz; Sinan Çetin’in “çektiğim en kolay reklam filmiydi” açıklamasına istinaden demiştim ben de onu zaten. Ama dediğin de iyi oldu, merakla bekliyorum paylaşımını.

  2. ileride milyon dolar edeceğini hayal ederek milyonlarca insanın,yetimlerin öksüzlerin hakkını gasp edip hazine arazileri üzerine bir gecede kondu yapanlar(bakınız çamlıca, küplüce, kirazlıtepe…beykoz., sarıyer tepeleri, boğazın neredeyse tamamı…2b (orman vasfı yitirtilmiş araziler…), istanbulun rantını 60 yıldır yiye yiye bitiremeyenler ellerimiz yakanızda olacak. bu dünyada olmasa da ahirette sizden ve yaptıklarınıza göz yuman bütün idarecilerden hakkımızı alacağız inşallah.. gerçek mağdurları ayrı tutuyorum.onlar ayrı bir bahis konusudur ve onlar asla mağdur rolü oynamazlar..
    gecekondu edebiyatı yapanlara da hakkımızı asla helal etmiyoruz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s