Eco Monster: Aslantepe


Galatasaray’ın yeni stadı Türk Telekom Arena (nam-ı diğer Aslantepe) henüz inşaatı tamamlanmadan yıkımlar ve ölümlerle anılmaya başladı.

Aslantepe Projesi İstanbul’da gerçekleşen, küresel kent inşa sürecinin mekansal izdüşümleri olan, diğer bir çok mega–proje ile hem sürece dahil olan aktörler, hem projenin uygulanış şekli, hem de projenin etkileri açısından paralellikler göstermekte.

Proje bilindiği gibi ülkenin kentsel dönüşüm sürecinin baş aktörü TOKI`nin himayesinde yürüyor. Varyap ve Uzunlar Inşaatın oluşturduğu konsorsiyum Seyrantepe Spor Kompleksi inşaatı işini yaklaşık 180 milyon TL karşılığı bir sene kadar önce üzerine almıştı. TOKI bu projede yüksek rant değeri olan Ali Sami Yen Stadı arazisini yüksek fiyattan satmayı ve daha önceki yüklenicinin tamamlayamadığı Aslantepe inşaatı maliyetini çıkarmayı hedeflemiş ve bu araziyi 416 milyon 500 bin TL karşılığı Nurol – Aşçıoğlu girişimine Nisan ayında satmıştı.

İhale aşamasında başlayan, uygulama sırasında devam eden sıkıntılı süreç, bundan bir kaç hafta önce çevresine dolaysız bir baskı uygulamaya başlamıştı. TEM Otoyolu ile ikiye bölünmüş Huzur ve Seyrantepe Mahallelerini bağlayan köprünün, Galatasaray’ın yeni yapılan stadının çevre düzenlemesi nedeniyle Karayolları ekipleri tarafından yıkılmak istenmesi, mahallelileri ayağa kaldırmış, ciddi bir direnişe yol açmıştı. Milliyet`in haberine göre yıkıma engel olan mahalleliler, “bize köprü yıkılmadan üstgeçit yapılacağı sözü verildi ama henüz üstgeçit yapılmadı. Bu köprü bizim için hayati önem taşıyor. Çocuklarımızı TEM’den mi geçirip okula göndereceğiz” diye isyan etmişlerdi. Aslında bu isyan Istanbul`un fazlasıyla tanıdık olduğu bir durumu işaret ediyordu: Diğer bir çok mega–projede olduğu gibi, kentte yapılan böylesine yüksek maliyetli yatırımlar sanki bir boşlukta gerçekleşiyor, bir bağlama oturtulma ihtiyacı duyulmuyor, etrafında yaşayan (genellikle yoksul, Gecekonducu, Roman, Kürt vs. ) insanlar ya hiç umursanmıyor ya da proje için aşılması gereken engeller, çözülmesi gereken sorunlar olarak algılanıyorlar. Haliyle böylesine bir gözü dönmüşlük ile yaklaşıldığında, bir Mahalleyi yaşama bağlayan, bir atardamar gibi işlev gören üst geçitin yıkımı bile düşünülebiliyor..

En son da geçen hafta bayram sırasında stadın inşaatında bir taşeron firmada çalışan 2 emekçinin, Gökhan Yavuz ve Raşit Ek`in ölüm haberiyle sarsıldık. Oyaş adlı bir şirket için çalışan bu 2 işçi, atık su kanalı üzerine çalışırken göçük altında kalmışlardı. CNN Türk`ün haberine göre hayatını kaybeden 34 yaşındaki Raşit Ek’in babası Suphi Ek “Oğlumu bayram günü işe çağırmışlar. Ben cahil bir adam değilim. Burada hiçbir güvenlik önlemi alınmamış. Oğlumun 9 çocuğu vardı. İnsan hayatı bu kadar ucuz mu?” diyerek bu cinayet gibi ölüme isyan ediyordu.

Yıkımlara, ölümlere duyarsız kalmayan Mithat Sözmen gibi Galatasaraylı yazarlar şimdiden stadı boykot edeceklerini açıklamaya başladı (Bknz. http://www.evrensel.net/ekhaber.php?haber_id=75411 ).

Birçok başka yazar bu iki emekçinin unutulmaması için stada isimlerinin verilmesi gibi meşru ama mütevazi taleplerini dile getirdiler. Galatasaraylı Tek Yumruk taraftar grubu da bu konuda bir kampanya başlattı.

(Kampanya`ya katılmak için tıklayın: http://www.isimleriyasatilsin.com/index.php )

Mega projelerin daha fazla yıkıma, ölüme, acılara yol açmaması için bu yaşananların ne vicdanlarda, ne de akıllarda normalleşmemesi, sürekli görünür kılınması gerektiği çok açık..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s