Kahire’den gecekondu yerinde dönüşüm hikayesi


Bir süre Kahire’de çalışma fırsatım oldu. İstanbul’a yansımaları açısından iki alan özellikle ilginçti, bir gecekondu mahallesinde afet sonrası yıkımlar ve dönüşüm örneği, bir de eski çöplük alanının park olarak dönüşümü ve kenarında yer alan sur boyunca uzanan yoksul mahallenin iyileştirilmesi projesi. Özellikle ikinci örnek birçok açıdan Sulukule’yi düşündürdü..

İlk fotoğraf bir gecekondu mahallesinden. Açık Şehir İstanbul sergisinde yer alan geri-dönüşümcülerin yaşadığı büyük bir çöp-kentin fotoğrafı vardı, görenler olmuştur, işte orası burası. Fotoğrafta görülen gecekondu mahallesinin kum tepeleri üzerine inşa edilmiş kısmı bir kaç yıl önce büyük bir toprak kayması yaşıyor. Yüzlerce insan hayatını kaybediyor. Yüksek risk altında yaşayan yaklaşık 10.000 insan tam arkada gözüken TOKİvari bloklarda yeniden iskan ediliyorlar, gecekondular yıkılıyor, yıkımlar devam ediyor.. Bu bloklar da Körfez’den gelen para ile gene yoksullar için yapılmış, felaket sonrası mahallelilere tahsis ediliyor. Bir nevi yerinde dönüşüm uygulaması gerçekleşiyor böylece, ki belli oranda direnişte yaşanıyor.. Burada hak sahiplerine uygulanan yöntem, konutları uzun vadeli satmak yerine, bundan sonra gelecek 3 jenerasyonu kapsayacak şekilde kullanım haklarının verilmesiymiş. Tam da İstanbul’daki tartışmalarda sıkça dile getirildiği gibi.. Hem yerinde dönüşüm olması, hem de hak sahibi olunan konutlar için bir bedel ödemek zorunda olmamaları, zorla tahliye sürecinde ortaya çıkan rahatsızlığı ve direnişi azaltıyor.

Yalnız bu yöntem barınma güvenliğini sağlamıyor. İnsanlar kendilerine tahsis edilen konutları karaborsada 3. şahıslara satıyorlar. Ortaya yasal olmayan emlak büroları, aracılar çıkıyor. El altından konutlar bir bir el değiştiriyor.. Alanda çalışan bir yetkiliyle yaptığımız görüşmede insanların evleri uygun fiyatlarla satın alabilmelerinin önünün açılması gerektiğini söyledi! İstanbul ve Kahire’nin daha çok birlikte, karşılaştırılmalı çalışılması gerekiyor.. Hak sahiplerinin haklarını satmalarının önüne kontrol mekanizmalarıyla geçilip geçilemeyeceği sorusuna verdiği yanıtta ilginçti: Bunun hem yönetimin kapasitesinin yetersizliği hem de politik olarak yıkım sonrası halk üzerinde daha fazla baskının sakıncalarından dolayı mümkün olmaması yönündeydi.. Mahallenin direkt risk dışında kalan kesimleri için geliştirilen yöntem oldukça bilindik bir yöntem: Gecekonduların hukuki güvenceye kavuşturulması, sonrasında mahalle için yeni imar planlarının yapılması ve devletin yıkım ve dönüşümü gerçekleştirmesi yerine piyasa mekanizmasının yap-sat yöntemiyle zaman içinde dönüşümü gerçekleştirmesi.. Bunu iyi bir uygulama olarak görüyorlar konuştuğumuz yerel uzmanlar..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s